<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilig.Org &#187; deniz feneri</title>
	<atom:link href="http://bilig.org/etiket/deniz-feneri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://bilig.org</link>
	<description>Gerçek Sizi Özgür Kılacak</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Jan 2010 17:27:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Deniz Fenerini Araki Bulasın</title>
		<link>http://bilig.org/deniz-fenerini-araki-bulasin.html</link>
		<comments>http://bilig.org/deniz-fenerini-araki-bulasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 17:58:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Askeri kötülemeye yarayacak malzemenin bini bir para ama Deniz Feneri’ni ara ki bulasın]]></category>
		<category><![CDATA[deniz feneri]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Fenerini Araki Bulasın]]></category>
		<category><![CDATA[güngör mengi]]></category>
		<category><![CDATA[olmadı hakim bey]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1771</guid>
		<description><![CDATA[Vatan yazarı Güngör Mengi’nin bugünkü yazısı şu cümleyle başlıyor: “Askeri kötülemeye yarayacak malzemenin bini bir para ama Deniz Feneri’ni ara ki bulasın!”

Alman tarihinin en büyük yardım skandalı olan Deniz Feneri davasının Türkiye ayağının kör topal ilerlemesinden şikayet eden yazar, konuyu merak edenlere de “gizlilik kararı” ile gözdağı verildiğini yazdı. “Bu oyalama siyaseti, suçlanan kişiler önümüzdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bilig.org/deniz-fenerini-araki-bulasin.html/deniz-fenerini-ara-ki-bulasin" rel="attachment wp-att-1772"><img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/deniz-fenerini-ara-ki-bulasin.jpg" alt="" title="deniz-fenerini-ara-ki-bulasin" width="175" height="175" class="alignleft size-full wp-image-1772" /></a>Vatan yazarı Güngör Mengi’nin bugünkü yazısı şu cümleyle başlıyor: <strong>“Askeri kötülemeye yarayacak malzemenin bini bir para ama Deniz Feneri’ni ara ki bulasın!”<br />
</strong><br />
Alman tarihinin en büyük yardım skandalı olan Deniz Feneri davasının Türkiye ayağının kör topal ilerlemesinden şikayet eden yazar, konuyu merak edenlere de <strong>“gizlilik kararı”</strong> ile gözdağı verildiğini yazdı. <strong>“Bu oyalama siyaseti, suçlanan kişiler önümüzdeki seçimlerde milletvekili yapılarak dokunulmaz hale getirilene kadar sürecek”</strong> diyenler bakalım haklı çıkacak mı? diye sordu. Alman yargısının misilleme yapıp Türk savcılarına mahkum olanları sorgulama izni vermemesinin de suçluları koruyanlara yarayacağını belirtti.</p>
<p>Güngör Mengi‘nin <strong>“Olmadı hakim bey!”</strong> başlıklı yazısı şöyle:</p>
<p>&#8220;TSK’ya yönelik psikolojik savaşa katılmak isteyenler, adeta özel merkezlerde üretilip servise sunulan bilgi ve belgeler içinde yüzerken Deniz Feneri’nin ışığını arayanlar, dalgalı bir denizde mide bulantısı çekiyorlar.</p>
<p>Oysa bu olay, Almanya tarihinin en büyük yardım skandalıdır.</p>
<p>Din iman sömürüsü ile gurbetteki merhametli Türk vatandaşlarının 40 milyon Euro’dan fazla paraları çalınmıştır.</p>
<p>Suçun Almanya ayağındaki sanıklar, itirafçılık yaparak hapis cezalarında indirim sağlamışlardır ama Türkiye ayağındaki elebaşlarını da mahkemeye açıklamak zorunda kalmışlardır.</p>
<p>Franfurt mahkemesi tarafından belirlenen “asıl failler”in adları Türk adaletine aylar önce bildirildiği halde soruşturma kör topal ilerliyor.</p>
<p>Resmi makamlardan bilgi sızmadığı gibi “gizlilik kararı” ile merak edenlere gözdağı da veriliyor.</p>
<p>Bu hassasiyetin sebebi, Frankfurt Eyalet Mahkemesi’nde ikinci davayı açan savcının kara para aklamak ve dolandırıcılık yapmakla suçladığı kişilerin AKP’ye yakın simalar olması mıdır?</p>
<p><strong>Her yer karanlık&#8230;</strong></p>
<p>İddianamede adları geçen Kanal 7 yöneticileri Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Hasan Kapıyoldaş ve RTÜK eski Başkanı Zahid Akman hakkında ne işlem yapıldığını bilmiyoruz.</p>
<p>Bunu milletin vekilleri de bilmiyor.</p>
<p>Meclisteki soru önergeleri bile iktidarı konuşturmuyor.</p>
<p>“Bu oyalama siyaseti, suçlanan kişiler önümüzdeki seçimlerde milletvekili yapılarak dokunulmaz hale getirilene kadar sürecek” diyenler bakalım haklı çıkacak mı?</p>
<p>Ankara Başsavcılığı’nın talebiyle İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin yaptıkları inceleme Deniz Feneri’nin Türkiye’deki faaliyetlerinin de yığınla kanunsuzluk içerdiğini ortaya koydu.</p>
<p>Rapor 21 ayda toplanan 50 milyon liranın 18 milyon lirasının yurt dışına aktarılmış olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Bu para hangi amaçla ve ne şekilde kullanılmış?.. Müfettişlere göre bunu ortaya çıkarmanın imkânı bulunmuyor.</p>
<p>Deniz Feneri olayında dolandıranlar Türk dolandırılanlar Türk.</p>
<p>Ama Alman yargısı, Türk işçilerinin hukukunu, Türk devletinden daha hassasiyetle korumaya çalıştı.</p>
<p>Bu nedenle de dolandırıcılık olayı büyük ölçüde gün ışığına çıkarıldı.</p>
<p><strong>Misilleme kime yarar?</strong></p>
<p>Uluslararası bir geleneği işletmenin suçlulara yarar sağlaması ihtimali belirmiştir:</p>
<p>Birinci davada mahkûm olanların ifadesine başvurmak için Frankfurt’a giden Türk savcılara Alman makamları izin vermemişler. Sebep?..</p>
<p>Çünkü efendim Türkiye’ye gelen Alman savcılara da bizimkiler aynı şeyi yapmışlar!</p>
<p>Misilleme denilen uluslararası tedbir uygulaması, yaygın olarak kullanılıyor olabilir.</p>
<p>Ama bunun şartı vardır:</p>
<p>Tedbir, hukuka, adalate, ahlâka, kamu yararına hizmet etmeli, zarar vermemelidir.</p>
<p>Alman yargısı Deniz Feneri’nin içine girdi içerde olmaması gereken kişi ve kurumların uygunsuzluğu gördü, üstelik bunların iktidar tarafından himaye edilmek istendiğini de baştan beri biliyor.</p>
<p>Bu durumda, uyguladığı misillemenin adaletin tecellisine değil, sadece suçlulara ve onları koruyanlara yarayacağını anlamıyor olabilir mi?</p>
<p>Alman Adalet Bakanlığı, Alman hakimlerin Türkiye’ye kadar uzanmış iyi şöhretine gölge düşürmesin!&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/deniz-fenerini-araki-bulasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Yılı Daha Geride Bırakmak Üzereyiz</title>
		<link>http://bilig.org/bir-yili-daha-geride-birakmak-uzereyiz.html</link>
		<comments>http://bilig.org/bir-yili-daha-geride-birakmak-uzereyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 18:05:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[1 mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Yılı Daha Geride Bırakmak Üzereyiz]]></category>
		<category><![CDATA[davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[deniz feneri]]></category>
		<category><![CDATA[dünyamız kirleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[keşke çocuklar şeker yiyebilseydi]]></category>
		<category><![CDATA[küçük amerika]]></category>
		<category><![CDATA[serap ölmek için çok gençti]]></category>
		<category><![CDATA[türkan saylan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1617</guid>
		<description><![CDATA[Acı günleri sayısız, tatlı günleri sayılı bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. İnsanoğlu acıları unutarak sürdürmeye çalışır yaşamını, belki de sağlıklı yaşayabilmenin genel geçerli başkaca bir formülü bilinmediği için. Ancak, bazı acıları unutmamak gerektiğini düşünüyorum, tekrar yaşamamak için&#8230;
Başlıkların altında kısacık açıklamalarla hatırlayalım mı acıları ya da yüreklerimizi acıtan bazı olayları?
Dünyamız kirleniyor…
İklimler değişmeye, ozon tabakası delinmeye, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1620" href="http://bilig.org/bir-yili-daha-geride-birakmak-uzereyiz.html/bu-acilari-unutmamaliyiz"><img class="alignleft size-full wp-image-1620" title="bu-acilari-unutmamaliyiz" src="http://bilig.org/wp-content/uploads/bu-acilari-unutmamaliyiz.jpg" alt="" width="124" height="124" /></a>Acı günleri sayısız, tatlı günleri sayılı bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. İnsanoğlu acıları unutarak sürdürmeye çalışır yaşamını, belki de sağlıklı yaşayabilmenin genel geçerli başkaca bir formülü bilinmediği için. Ancak, bazı acıları unutmamak gerektiğini düşünüyorum, tekrar yaşamamak için&#8230;</p>
<p>Başlıkların altında kısacık açıklamalarla hatırlayalım mı acıları ya da yüreklerimizi acıtan bazı olayları?</p>
<p><strong>Dünyamız kirleniyor…</strong></p>
<p>İklimler değişmeye, ozon tabakası delinmeye, buzullar erimeye, denizler yükselmeye ve doğamız kirlenmeye devam etti bu yıl da, geçmiş yıllarda olduğu gibi. Aslında doğa üzerine düşeni yaptı; selleriyle, kuraklıklarıyla, kasırgalarıyla uyardı insanlığı, ama ne fayda pek aldırış eden olmadı, çevreciler çığlıklarını duyurmak için yırtınsalar da, çocuklar “lütfen temiz bir dünya bırakın bizlere” diye yalvarsalar da…</p>
<p><strong>“Büyük Ağabey” meclisteydi…</strong></p>
<p>Amerika’nın yeni “büyük ağabeyi” büyüklerimizin(!) bir zamanlar “küçük Amerika” olmakla övündükleri topraklarımıza ayak bastı. Ayak basmakla yetinmedi, meclisimize seslendi kürsüden, milletimizin vekilleri ayakta alkışladılar “model ortaklığı”nın ilanını. Nasıl olsa “eşbaşkan” ve partisi görevdeydi, % 47’lik ezici çoğunluk da arkasında. Büyük ağabey “barış dolu bir dünya vaat etti” sömürge valisi edasıyla seslendiği kürsüden. Ve hızla sömürgeleştiğimizi hissettik 2009 yılında yeniden, Davutoğlu’nun “stratejik derinlik” lerinde…</p>
<p><strong>Irak&#8217;ta savaş sürüyor…</strong></p>
<p>Irak&#8217;ta savaş devam etti, Obama selefinin başlattığı özgürleştirme çalışmalarına devam etti, hem de daha çok çalışarak. Daha fazla asker, daha fazla kurşun, daha fazla bomba, daha fazla yıkım, daha fazla ölüm. Kadınlar, bebekler, çocuklar, yaşlanma şansı bulamayan gençler ölmeye devam ettiler, yeni “büyük ağabey” de tıpkı selefi gibi özgürleşmelerini istediği için. Ve çocuklar hep birlikte söylemeye devam ettiler çocuksu şarkılarını “bir dünya bırakın biz çocuklara, ıslanmış olmasın gözyaşlarıyla.”</p>
<p><strong>Serap ölmek için çok gençti…</strong></p>
<p>Bombalar yağdı, mayınlar patladı, bedenler parçalandı, otobüsler yakıldı, Serap yandı çığlıklarla, acılarla yaşadı, acılarla yaşama dayanamadı, gitti yüreklerden bir şeyleri kopararak, acıtarak, sızlatarak. Ölmeye çok gençti, kim bilir belki sevdalanamamıştı henüz, ansızın gittiğinde. Kim bilir kaç kızın, kaç erkeğin yetmemişti günleri; sevdalanmaya, sevdiğinin elini tuttuğunda yüzü kızarmaya, yüreği yerinden fırlayacakmış gibi çarpmaya, kim bilir kaç?</p>
<p><strong>Keşke çocuklar şeker yiyebilseydi…</strong></p>
<p>Küçük çocuklar ellerinde iri taşlar, yedekledikleri de ceplerinde panzerlerin önünde koşturdular, iri taşlar yetmedi, kaldırım taşlarını söktüler, sanki oyun oynar gibiydiler yoksul ailelerin üstü başı dökülen çocukları. Taşları attılar, karşılığında gazlandılar, coplandılar, tutuklandılar, ama daha küçük çocuktular, sanki misket oynamaya niyetliydiler de, birilerince niyetleri bozulmuş gibiydiler. Kimlerdi çocukları savaştıran, ölümün soğuk rüzgarlarının önüne iten büyükler(!). Bıraksalardı da şeker yiyebilseydi çocuklar, keşke büyükler diyebilseydi 2009 yılında “çocuklar oyun oynasın, şeker yiyebilsinler.”</p>
<p><strong>1 Mayıs coplu, gazlı dayatma günüydü…</strong></p>
<p>1 Mayıs bayram oldu, Emek ve Dayanışma Günü ilan edildi, en azından meclis böyle buyurdu. Bayrama susayanlar sevinçle doluştular yollara, 400 bin kişi oldular, akın ettiler Taksim Meydanına, 1977 de katliamının yapıldığı yere. 1 Mayıs ı bayram ilan edenler, bayrama gelenlere bayramı zehir ettiler. Orantısız polis güçleriyle, geniş gaz stoklarıyla, coplarıyla saldırdılar 1 Mayıs ı bayram sananlara, 2009 yılının Emek ve Dayanışma günü “Emirle Dayatma Günü” olarak kaldı anılarımızda; coplarla, gazlarla, yasaklarla dayatılan gün…</p>
<p><strong>Türkan Saylan darbe yapamadı…</strong></p>
<p>Ergenekon operasyonu dalgalar halinde devam etti 2009 yılında. Köşe yazarlarının, bilim adamlarının, sanatçıların, yargı mensuplarının “darbe yapmak üzere olduklarını” öğrendik. Polis teşkilatımızın demokrasiye bağlılığı sayesindedir ki “darbeci entellerin” zulmünden kurtulmuş olduk(!). Son olarak da Türkan Saylan’ın hasta yatağında hazırladığı darbe engellendi(!). Aklı başındalar isyan ettiler olanlara; ama Türkan abla, çınar abla dayanamadı daha fazla amansız hastalığa, yarattığı değerlerle en önemli değerlerimizden biri oldu 2009 yılında…</p>
<p><strong>Deniz Feneri yolsuzluğu vardı galiba…</strong></p>
<p>Almanya çalkalandı Deniz Feneri yolsuzluğuyla, “esas suçlular Türkiye de” açıklaması yapıldı Alman mahkemesi tarafından. Birileri bir yerleri deniz sanmış; “toplansın paralar, olsun deniz; yemeyen olsun domuz.” demiş olmalı. İnançların sömürüsü sürdü 2009 yılında, Almanya ayağa kalktı, Türkiye de ise pek duyulmadı, malum yayın yasağı var. Yolsuzluklar sıralamasında dünya ikinciliğimizi koruduk 2009 yılında da…</p>
<p><strong>Birilerinin dünya barışına katkılarından haberimiz olmamış…</strong></p>
<p>”Büyük ağabey” in eş başkanına İstanbul Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verildi 2009 yılında, “Medeniyetler İttifakı ve Dünya Barışı’na katkılarından” dolayı. “Eş başkanımızın” ne tür katkılarda bulunduğunu pek anlayamadık, Sudan’ın darbeci katliamcısı Ömer El Beşir’i aklama gayreti midir dünya barışına katkısı, ya da Iraktaki katliamı yöneten “büyük ağabeyin” eş başkanı olması mıdır? 2009&#8242;un içimizi acıtan anlaşılmazlarından birincisi bu…</p>
<p><strong>Olumsuzlukların birinciliğini sürdürdü Türkiye…</strong></p>
<p>Dolaylı ve dolaysız vergiler alanında dünya birinciliğimizi 2009 yılında da başkalarına kaptırmadık. Dünyanın en pahalı elektriğini, suyunu, akaryakıtını tüketmeye devam ettik. İşsizler, açlar, yoksullar; depresyon toplumu oluşturduk diplomalı işsiz gençlerimizle, yeşil kartlı ve kartsız yoksullarımızla…</p>
<p>2010 yılına umutlarımızı sürdürerek giriyoruz; yaşanası bir dünya için çabaların artmasını, anlamsız ve kirli savaşların yerini barışın almasını, çocukların ellerinin ve ceplerinin şekerle dolmasını, gençlerin yaşamlarının yaşlanacak kadar uzun olmasını, aydınlarımızın cezaevleri karanlıkları yerine, karanlıkları aydınlatma özgürlüğüne sahip oldukları ortamlarda yaşamalarını istiyoruz…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/bir-yili-daha-geride-birakmak-uzereyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahoo&#8217;nun Deniz Feneri&#8217;ne Olan İlgisi</title>
		<link>http://bilig.org/yahoonun-deniz-fenerine-olan-ilgisi.html</link>
		<comments>http://bilig.org/yahoonun-deniz-fenerine-olan-ilgisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 22:23:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[deniz feneri]]></category>
		<category><![CDATA[ntvmsnbc]]></category>
		<category><![CDATA[ntvmsnbc.com]]></category>
		<category><![CDATA[yahoo]]></category>
		<category><![CDATA[yahoo türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yahoo'nun Deniz Feneri'ne Olan İlgisi]]></category>
		<category><![CDATA[yahoo.com]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1610</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en önemli web sitelerinden Yahoo’nun Türkiye sayfası, anasayfasında Türkiye’de yaşanan haberlere “Güncel haberler” başlığı ile yer veriyor. Buradaki başlıklara tıklayanlar, Türk haber sitelerindeki ilgili habere yönlendiriliyor. İşte hergün güncellenen sitenin ana sayfasındaki bir haber, ilginç bir şekilde tam 10 aydır güncelliğini yitirmiyor! Haberin başlığı; Deniz Feneri Derneği&#8217;nden CHP&#8217;ye Dava.
İşte Yahoo Türkiye’nin anasayfasında yer verdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bilig.org/yahoonun-deniz-fenerine-olan-ilgisi.html/yahoo" rel="attachment wp-att-1614"><img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/yahoo.jpg" alt="" title="yahoo" width="150" height="150" class="alignleft size-full wp-image-1614" /></a>Dünyanın en önemli web sitelerinden Yahoo’nun Türkiye sayfası, anasayfasında Türkiye’de yaşanan haberlere “Güncel haberler” başlığı ile yer veriyor. Buradaki başlıklara tıklayanlar, Türk haber sitelerindeki ilgili habere yönlendiriliyor. İşte hergün güncellenen sitenin ana sayfasındaki bir haber, ilginç bir şekilde tam 10 aydır güncelliğini yitirmiyor! Haberin başlığı; Deniz Feneri Derneği&#8217;nden CHP&#8217;ye Dava.</p>
<p>İşte Yahoo Türkiye’nin anasayfasında yer verdiği ve 23 Şubat 2009 tarihinde ntvmsnbc.com&#8217;da yayınlanan o haber:</p>
<p>“Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği Almanya’da yöneticileri ceza alan Deniz Feneri e. v. derneğiyle hukuki bağları olmadığı halde kendilerini yolsuzlukla itham ettiği gerekçesiyle CHP’ye dava açtı.</p>
<p>Dernek bu iddiaların önüne geçilmesi izin tedbir kararı verilmesini talep etti.”</p>
<p>Şimdi, Yahoo&#8217;nun NTVMSNBC sitesi köprüsü ile verdiği bu bayat haberin 23 Şubat 2009 tarihinden bugüne neden değiştirilmediği merak konusu.</p>
<p><a href="http://bilig.org/wp-content/uploads/yahoo_deniz_feneri1.jpg"><img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/yahoo_deniz_feneri1.jpg" alt="" title="yahoo_deniz_feneri1" width="639" height="200" class="alignnone size-full wp-image-1612" /></a><br />
<a href="http://bilig.org/wp-content/uploads/yahoo_deniz_feneri2.jpg"><br />
<img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/yahoo_deniz_feneri2.jpg" alt="" title="yahoo_deniz_feneri2" width="639" height="200" class="alignnone size-full wp-image-1613" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/yahoonun-deniz-fenerine-olan-ilgisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cemaat Kendini Batıya Nasıl Tanıtıyor</title>
		<link>http://bilig.org/cemaat-kendini-batiya-nasil-tanitiyor.html</link>
		<comments>http://bilig.org/cemaat-kendini-batiya-nasil-tanitiyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 09:34:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Siyaset ve Analiz]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[amerika]]></category>
		<category><![CDATA[based]]></category>
		<category><![CDATA[cemaat]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaat Kendini Batıya Nasıl Tanıtıyor]]></category>
		<category><![CDATA[deniz feneri]]></category>
		<category><![CDATA[faith]]></category>
		<category><![CDATA[faith based movement]]></category>
		<category><![CDATA[fethullah gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen Cemaati]]></category>
		<category><![CDATA[gülen cemaati]]></category>
		<category><![CDATA[inanç temelli hareket]]></category>
		<category><![CDATA[ingiltere]]></category>
		<category><![CDATA[movement]]></category>
		<category><![CDATA[todays zaman]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1388</guid>
		<description><![CDATA[Fethullah Gülen Cemaati son günlerde, özellikle İngilizce yayınlarda, “faith-based movement” yani ‘inanç temelli hareket’ olarak anılmaya başlandı. Today’s Zaman’da ya da cemaatin diğer İngilizce yayın yapan sitelerindeki “cemaat” vurgusu yerine “inanç-temelli hareket” vurgusu yapılmasının altında acaba cemaatin yabancılara daha prestijli görünme çabası mı yatıyor?
Türkçe’de çok kullanılmasa da, özellikle Amerika ve İngiltere’de devlet katında bir anlama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-1390" title="faith based movement" src="http://bilig.org/wp-content/uploads/faith-based-movement.jpg" alt="faith based movement" width="145" height="145" />Fethullah Gülen Cemaati son günlerde, özellikle İngilizce yayınlarda, “faith-based movement” yani ‘inanç temelli hareket’ olarak anılmaya başlandı. Today’s Zaman’da ya da cemaatin diğer İngilizce yayın yapan sitelerindeki “cemaat” vurgusu yerine “inanç-temelli hareket” vurgusu yapılmasının altında acaba cemaatin yabancılara daha prestijli görünme çabası mı yatıyor?</p>
<p>Türkçe’de çok kullanılmasa da, özellikle Amerika ve İngiltere’de devlet katında bir anlama sahip olan “inanç-temelli hareket”, son derece prestijli bir anlam içeriyor. Dinsel bir çatıya sahip olmakla beraber, daha ziyade hayır işleri ve insanlara yardım gibi konuların üzerine eğilen ve kâr amaçlı olmayan bu kuruluşlar, Amerika’da devletten destek görüyor ve devlet tarafından fonlanıyorlar. Zaten cemaatin yabancı dilde çıkan yayın organlarında defalarca kendileri hakkında “biz tarikat değiliz.” demesi bir radde daha ileri gitmiş ve “biz inanç-temelli bir hareketiz, amacımız kâr değil; sadece insanlara yardım etmek.” haline gelmiş gözüküyor.</p>
<p>Bu sıfat değişikliğinin bir işe yarayıp yaramayacağı bilinmez ama, her ne kadar Türkiye’de görülemese de, Almanya’da görülen Deniz Feneri davasının Cemaatin güvenilirliğine çok ciddi hasarlar verdiği ortada.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/cemaat-kendini-batiya-nasil-tanitiyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fehmi&#8217;ye ve Tayyar&#8217;a Teşekkür Etmeliyiz</title>
		<link>http://bilig.org/fehmiye-ve-tayyara-tesekkur-etmeliyiz.html</link>
		<comments>http://bilig.org/fehmiye-ve-tayyara-tesekkur-etmeliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2009 19:42:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[deniz feneri]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Feneri dava dosyaları]]></category>
		<category><![CDATA[fehmi koru]]></category>
		<category><![CDATA[Fehmi Koru ve Şamil Tayyar'a Teşekkür Etmeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[rusya]]></category>
		<category><![CDATA[şamil tayyar]]></category>
		<category><![CDATA[sscb]]></category>
		<category><![CDATA[yeni şafak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=841</guid>
		<description><![CDATA[Yeni Şafak’taki köşesinde Deniz Fener’i davasını Almanya’nın Türkiye’ye karşı bir komplosu olarak nitelendiren Fehmi Koru böylece bu davanın sandığımızdan da önemli olduğunu bize hatırlatmış oldu. Fehmi Koru Almanya’daki Deniz Feneri davasında hüküm giyenlerin suçsuz olduğunu, toplanan yardım paralarının bir bölümünün Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlere aktarılmadığını köşesinde bir türlü yazamadıysa da, yine de davayı bir komplo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-842" title="fehmi-koru-samil-tayyar" src="http://bilig.org/wp-content/uploads/fehmi-koru-samil-tayyar.jpeg" alt="fehmi-koru-samil-tayyar" width="161" height="145" />Yeni Şafak’taki köşesinde Deniz Fener’i davasını Almanya’nın Türkiye’ye karşı bir komplosu olarak nitelendiren Fehmi Koru böylece bu davanın sandığımızdan da önemli olduğunu bize hatırlatmış oldu. Fehmi Koru Almanya’daki Deniz Feneri davasında hüküm giyenlerin suçsuz olduğunu, toplanan yardım paralarının bir bölümünün Türkiye’de faaliyet gösteren şirketlere aktarılmadığını köşesinde bir türlü yazamadıysa da, yine de davayı bir komplo olarak nitelendirmiştir. Ortada işlenmiş bir suç varsa, suç Almanya’da işlenmişse, suçu işleyenler bağımsız bir Alman mahkemesi tarafından yargılanıp cezalandırılmışsa komplo bu işin neresindedir? Almanya’daki Deniz Feneri davasını komplo olarak nitelendiren sadece Fehmi Koru değildir. Şamil Tayyar Star Gazetesi’nde 1 Haziran 2009’da çıkan yazısında davanın arkasında Alman Ergenekon’u olarak tanımladığı Alman derin devletinin olduğunu iddia etmiştir.</p>
<p>Aslında Fehmi Koru ve Şamil Tayyar haklıdır. Kırk yıldır yeşil sermaye soygununa göz yummuş Alman makamlarının birden bire tavır değiştirmesi,<span> </span>Görecelik Teorisine uygun olarak olaya Milli Görüş, ya da AKP cephesinden baktığınızda pekala bir komplo olarak gözükecektir. Peki ama, Alman makamları neden tavır değiştirmiştir? Yeşil sermaye suçlarına göz yummaktan gerçekten vazgeçmiş midir? Bu sorulara bulunacak doğru cevap bundan sonraki gelişmelerin yönünü saptamamıza yardımcı olabilir.</p>
<p>Yeşil sermaye ile Milli Görüş hareketi arasında organik bir bağ olduğunu bilmeyen kalmadı. Milli Görüş deyince de, ne kadar biz gömlek değiştirdik deseler de, ilk akla gelen AKP’nin ileri gelenleridir.Almanya’da yalan dolanla para toplayan dinci patronların AKP ileri gelenleriyle tam bir uyum içinde hareket ettikleri sadece kamuoyuna yansıyan omuz omuza verdikleri pozlardan değil, yeşil sermaye mağdurlarının verdikleri ifadelerden de anlaşılmaktadır.</p>
<p>Almanya soğuk savaş döneminde ABD tarafından ortaya atılan komünizme karşı yeşil kuşak oluşturma projesine doğu batı olarak bölünmüş kendi özel konumundan dolayı desteklemiştir. Bu kapsamda Milli Görüş’ün yasadışı yollarla para toplamasına da göz yummuştur.</p>
<p>SSCB’nin ve onun önderliğindeki Doğu Bloku’nun dağılması ve de iki Almanya’nın birleşmesiyle Almanların komünizm korkusu sona erse de, Almanya Milli Görüş hareketini yakın döneme kadar yükselen radikal İslam’a karşı bir panzehir olarak görmeye devam etmiştir. Ayrıca Türkiye’deki liberal çevreler Alman kamuoyunu, Milli Görüş’ün iktidardaki kolu AKP’nin muhafazakar demokrat bir parti olduğuna ikna etmiştir. Ancak gelinen noktada Almanya, AKP’nin Anadolu halkını olduğu kadar, Almanya’daki Türkleri de gittikçe daha İslamcı bir çizgiye doğru ittiğini görmüştür.</p>
<p>Milli Görüş denetimindeki Türk dernekleri Alman makamlarından sadece türbana özgürlük istemekle kalmamış, Türk kızlarının beden eğitimi dersinden muaf tutulması, kız öğrenciler için ayrı sınıflar oluşturulması, bu sınıflara sadece bayan öğretmen atanması gibi Almanların tüylerini diken diken eden taleplerde bulunmuşlardır. Karşılanan her talebi yeni talepler izlemiş, bu gerici talepler Almanya’daki liberal çevreler tarafından bile Almanya’nın kendi iç barışına tehdit olarak algılanmaya başlanmıştır. Almanlar, İslamcı derneklerden gelen gerici talepler karşılandıkça Almanya’nın seküler eğitim sisteminin sınırlarının zorlandığını, hatta ihlal edildiğini fark ettiler.</p>
<p>Almanların AKP’ye bakışının değişiminin diğer bir nedeni, AKP’ye destek veren ABD ile Almanya’nın çıkarlarının çatışmaya başlamasıdır.</p>
<p>Almanya Avrupa’da ABD karşıtlığının en yüksek düzeyde olduğu ülkelerden biridir. Alman kamuoyu ABD’nin saldırgan tutumundan rahatsızdır. Newyork’ta ikiz kulelere yapılan 11 Eylül saldırısından sonra Alman kamuoyu ABD’nin Afganistan’da başlattığı askeri operasyona sempati duymuş, ancak bu operasyonun ardından gelen Irak’ı kan gölüne çeviren işgal ve işgal gerekçelerinin uydurma olduğunun anlaşılması, Alman kamuoyunun ABD’ye duyduğu sempatiyi hızla eritmiştir.</p>
<p>Alman halkı çevre konusunda dünyanın en duyarlı halklarından biridir ve çevre dostu bir enerji kaynağı olarak gördükleri Rus doğalgazından vazgeçmek niyetinde değildir. Ayrıca Almanya’nın Batı Avrupa’nın enerji üssü olmak istediğini de biliyoruz. Rusya ile ticaret hacmi 40 milyar doları geçmiştir ve daha büyük boyutlara ulaşması her iki ülkenin de ortak arzusudur. Almanya, Rusya ile arasında gelişen ticari ve siyasi ilişkilerini, ABD’nin Rusya karşıtı politikalarına kurban etmek istememekte, ABD yanlısı İngiltere, Fransa ve İtalya’dan farklı olarak ABD ve Rusya arasında bir denge politikası oluşturmaya çalışmaktadır. Fransa, İngiltere ve ABD’nin Almanya’yı Ortadoğu’dan ve Kafkasya’dan uzak tutmaya çalıştığını da biliyoruz. Yeni kurulacak denge sayesinde Almanya bu bölgelerde daha etkin olmayı ummaktadır.</p>
<p>Almanya, bir taraftan Ortadoğu’da ve Kafkaslarda ABD ajanlığına soyunan, diğer taraftan İslamcı “Müslüman Kardeşler” çizgisini benimseyen AKP’nin iki milyon üzerinde Türkün yaşadığı Almanya’nın hem iç barışına, hem dış politikasına<span> </span>zarar vermekte olduğunu görmüştür.</p>
<p>Almanya’nın dünya tahtıravellisinde Rusya, Çin ve Hindistan’ın oluşturduğu bloğa doğru hafifçe kayışı bu bloğun şu anda yerden kesik olan ayaklarının yere değmesine, bu arada Türkiye, Ukrayna ve Gürcistan gibi ülkelerde bir altüst oluşa neden olabilir. Özellikle Rusya’dan doğal gaz akışının önünde engel gibi duran bugünkü Ukrayna yönetiminin Rusya’yla daha ılımlı ilişkiler içinde olacak yeni bir yönetimle yer değiştirmesini Almanya destekleyebilir.</p>
<p>Kırk yıl boyunca büyük bir rahatlık içinde yüz binlerce insanımızın herkesin gözü önünde pervasızca soyulduğu olaylarla ilgili Almanya’nın elinde AKP’yi yerle bir etmeye yeterli belge olmaması söz konusu bile olamaz. Küçük bir üfleyişle AKP’nin ampulunu söndürmeye muktedir bir ülke olarak Almanya Fehmi Koru’ya ve Şamil Tayyar’a korkulu rüyalar gördürmekte, AKP yönetiminin ise kimyasını bozmaktadır.</p>
<p>Türkiye’deki Deniz Feneri’yle ilgili belgeleri karartmak belki mümkün olabilir, ancak Almanların elindeki belgeler ortaya dökülürse en şanlı liberallerin bile AKP’yi savunacak hali kalmaz.Almanya’da görülen, ana merkezinin Türkiye olduğu Alman mahkemesi tarafından karara bağlanan Deniz Fener’i davasının sandığımızdan çok daha önemli olduğunu bize hatırlattığı için Fehmi Koru’ya ve Şamil Tayyar’a ne kadar teşekkür etsek azdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/fehmiye-ve-tayyara-tesekkur-etmeliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
