<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bilig.Org &#187; Zamanın Ruhu</title>
	<atom:link href="http://bilig.org/kategori/zamanin-ruhu/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://bilig.org</link>
	<description>Gerçek Sizi Özgür Kılacak</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Jan 2010 17:27:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Avatar Filminin Şifreleri</title>
		<link>http://bilig.org/avatar-filminin-sifreleri.html</link>
		<comments>http://bilig.org/avatar-filminin-sifreleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 18:21:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[avatar]]></category>
		<category><![CDATA[Avatar Filminin Şifreleri]]></category>
		<category><![CDATA[hollywood]]></category>
		<category><![CDATA[james cameron]]></category>
		<category><![CDATA[terminator]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1783</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada ve Türkiye&#8217;de bir Avatar çılgınlığı yaşanıyor. James Cameron gişe rekorları kıran Titanic adlı yapıtından 12 yıl sonra bu projeyle karşımıza çıktı. Avatar bence 2009 yılının en önemli sinema fenomenlerinden biri olmaya aday.
Kanadalı James Cameron ilk defa ana akım seyirci kitlelerinin karşısına Terminator adlı nihilist bilimkurguyla çıktı. Terminator&#8217;u sırasıyla Yaratık 2 (Alien 2) ve Abyss [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bilig.org/avatar-filminin-sifreleri.html/avatarin-sifreleri" rel="attachment wp-att-1784"><img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/avatarin-sifreleri.jpg" alt="" title="avatarin-sifreleri" width="200" height="175" class="alignleft size-full wp-image-1784" /></a>Dünyada ve Türkiye&#8217;de bir Avatar çılgınlığı yaşanıyor. James Cameron gişe rekorları kıran Titanic adlı yapıtından 12 yıl sonra bu projeyle karşımıza çıktı. Avatar bence 2009 yılının en önemli sinema fenomenlerinden biri olmaya aday.</p>
<p>Kanadalı James Cameron ilk defa ana akım seyirci kitlelerinin karşısına Terminator adlı nihilist bilimkurguyla çıktı. Terminator&#8217;u sırasıyla Yaratık 2 (Alien 2) ve Abyss takip etti. Artık yönetmen hem Amerikan bilimkurgu sinemasına yeni bir soluk getirmiş hem de filmlerinin büyük gişe başarısıyla Hollywood&#8217;daki yerini sağlamlaştırmıştı. Terminator 2 ilk Terminator&#8217;un gölgesinde kalan basit bir “patlamış mısır- kola” bilimkurgusu olurken, Abyss gene yüzeysel Amerikan bilimkurgusuna örnek teşkil ediyordu. Gerçek Yalanlar ise, Cameron&#8217;un filmografisine hiç yakışmayan basit bir komedi denemesiydi. Ama yaratık serisinin en güzel filmlerinden biri olan Yaratık 2 seksenli yılların en çekici bilimkurgularından biri olmuştu. Yönetmen daha sonra dünyanın en çok hâsılat yapan aşk filmlerinden Titanic&#8217;i çekti. Ama Cameron&#8217;a en çok yakışan filmler bilimkurgulardı.</p>
<p>Cameron&#8217;un bilimkurgu anlayışı çok uluslu şirketlerin sorumsuzluğuna ve kar hırsına karşı direnen yarı nihilist yarı romantik kahramanları anlatıyordu. Yönetmen Terminator&#8217;de teknolojinin karanlık yüzünü insanlığa gösteriyor, Yaratık 2&#8242;de ise teknolojinin karanlık yüzünü çok uluslu şirketlerin karanlık yanıyla eşleştiriyordu. Zaten insanlığın hayatını karartan bir teknoloji varsa bunun sorumlusu Amerikan tekelci kapitalizmi olmalıydı. İşte Avatar da, bu doğrultudaki çok başarılı bir bilimkurgu örneği.</p>
<p>Her şeyden önce yönetmenin nihilist anarşizan bir “auteur” olduğu anlaşılmasın. Cameron&#8217;un en büyük esprilerinden biri klasik gişe sinemasının içerisine muhalif mesajları yerleştirme becerisiydi. Cameron&#8217;un filmleri gişelerde yüz milyonlarca Dolar hâsılat elde edince yönetmen göreceli bir bağımsızlığa kavuşabildi.</p>
<p>Avatar&#8217;ın en büyük özelliği şimdiye kadar yapılmış en iyi üç boyutlu film olması. Sinema teknolojik olarak ne zaman yeni bir kulvara girse her zaman muhafazakâr bir tepkiyle karşılaştı. 1930&#8242;larda sesli filmler devreye girdiğinde birçok sinemasever en önemli sinemanın sessiz filmlerle yapılabileceğini düşünüyordu. 1950&#8242;lerde filmler renklenince birçok entelektüel siyah beyaz filmlerin tadı başka demeye başladı. Şimdi de bazı yaşlı başlı sinema eleştirmenlerinin 3 boyutlu filmleri bir tür bilgisayar oyunu olarak göreceklerine eminim. Ama sinemanın geleceği 3. boyutta ve Avatar 3 boyutlu filmlerde bir kilometre taşı. Avatar&#8217;ın o muhteşem teknik özelliklerini çok övecek değilim, çünkü bunu diğer eleştirmenlerden de rahatlıkla okuyabilirsiniz. Ama özel efektler tahmini 250 milyon Dolarlık bütçenin hakkını veriyor. Beni esas ilgilendirense, Avatar&#8217;ın insani boyutu.</p>
<p>Avatar&#8217;ın künyesine biraz göz atınca James Cameron&#8217;un sadece filmin yönetmeni değil, aynı zamanda senaristi de olduğunu görüyoruz. Ama ne yazık ki o senaryo o kadar güçlü değil. Avatar&#8217;ın senaryosu yer yer bir başka 3 boyutlu bilimkurgu animasyonu, Terra&#8217;yı Kurtarma&#8217;yı, biraz da Kevin Costner&#8217;ın ünlü filmi Kurtlarla Dansı anımsatıyor. Filmin bir başka handikapıysa Amerikan kuvvetlerinin imgelerinin James Cameron&#8217;un zihninde son 20-25 yıldır neredeyse hiç değişmemiş olması. Uzay gemileri, mechalar (insanlar tarafından yönetilen savaş robotları), laboratuarlar, hatta makineli tüfekler aynen seksenli yılların bilimkurgularından kalmış gibi. Ama Cameron Amerikan imgelerinde yapamadığı yenilikleri Navi halkında ve Pandora gezegeninde yapmayı başarmış ve bize kelimenin tam anlamıyla yepyeni bir dünya sunmuş.</p>
<p>Pandora gezegeni ve Navi halkı bana en çok Yeni Dünyayı ve Kızılderililieri anımsattı. İşgalci Anglo-Saksonlar ve onlara karşı direnen yerliler&#8230; Bu tür filmlerde Amerikalı seyircinin de gönlünü almak için Kızılderilililere yardım eden, hatta onların liderliğini üstlenen iyi niyetli beyaz erkek genelde başrolü oynar. 2154 yılında geçen bu bilimkurgu Amerika&#8217;nın 1609-1783 yılları arasındaki kolonyal dönemini fazlasıyla andırıyor. Ve Cameron&#8217;un sömürgecilik karşıtı ve çevreci mesajlarına ancak şapka çıkartılır.</p>
<p>Avatar&#8217;ı Avatar yapan en önemli unsurlardan biri oyuncuları&#8230; Çünkü teknoloji harikası bilimkurgu filmlerinde genellikle her şey vardır, ama duygular eksik kalır. Savaşçı prenses Neyriti (Zoe Saldana) ve Terminator 4&#8242;le iyi bir çıkış yapan Sam Worthington&#8217;un başarılı oyunculukları bize Avatar&#8217;ın sadece bir teknoloji harikası olmadığını gösteriyor. Bilimkurgu filmlerinin gediklisi Sigourney Weaver ve sert ve sağlam kadın rolünü oynayan Michelle Rodriguez de bence çok doğru seçimler. Avatar&#8217;da Cameron aslında hala sömürgeci bir zihniyete sahip olan ABD&#8217;yi eleştiriyor. Ama ne yazık ki bu eleştiri gereken entelektüel derinlikten yoksun.</p>
<p>Cameron&#8217;un Avatar&#8217;ı endüstriyel sanatın doruk noktasına yakın. Ama yeni teknolojilerle çekilmiş bilimkurgular eski teknolojilerle çekilmiş bilimkurguları zamanla ezer ve Avatar&#8217;ın 10 yıla kalmadan demode olması kaçınılmaz. Gene de Bilig.Org okurlarına tavsiyem, bu sömürgecilik karşıtı, çevreci ve üç boyutlu görsel şöleni kaçırmamalarıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/avatar-filminin-sifreleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deniz Fenerini Araki Bulasın</title>
		<link>http://bilig.org/deniz-fenerini-araki-bulasin.html</link>
		<comments>http://bilig.org/deniz-fenerini-araki-bulasin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 17:58:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Askeri kötülemeye yarayacak malzemenin bini bir para ama Deniz Feneri’ni ara ki bulasın]]></category>
		<category><![CDATA[deniz feneri]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Fenerini Araki Bulasın]]></category>
		<category><![CDATA[güngör mengi]]></category>
		<category><![CDATA[olmadı hakim bey]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>
		<category><![CDATA[vatan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1771</guid>
		<description><![CDATA[Vatan yazarı Güngör Mengi’nin bugünkü yazısı şu cümleyle başlıyor: “Askeri kötülemeye yarayacak malzemenin bini bir para ama Deniz Feneri’ni ara ki bulasın!”

Alman tarihinin en büyük yardım skandalı olan Deniz Feneri davasının Türkiye ayağının kör topal ilerlemesinden şikayet eden yazar, konuyu merak edenlere de “gizlilik kararı” ile gözdağı verildiğini yazdı. “Bu oyalama siyaseti, suçlanan kişiler önümüzdeki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bilig.org/deniz-fenerini-araki-bulasin.html/deniz-fenerini-ara-ki-bulasin" rel="attachment wp-att-1772"><img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/deniz-fenerini-ara-ki-bulasin.jpg" alt="" title="deniz-fenerini-ara-ki-bulasin" width="175" height="175" class="alignleft size-full wp-image-1772" /></a>Vatan yazarı Güngör Mengi’nin bugünkü yazısı şu cümleyle başlıyor: <strong>“Askeri kötülemeye yarayacak malzemenin bini bir para ama Deniz Feneri’ni ara ki bulasın!”<br />
</strong><br />
Alman tarihinin en büyük yardım skandalı olan Deniz Feneri davasının Türkiye ayağının kör topal ilerlemesinden şikayet eden yazar, konuyu merak edenlere de <strong>“gizlilik kararı”</strong> ile gözdağı verildiğini yazdı. <strong>“Bu oyalama siyaseti, suçlanan kişiler önümüzdeki seçimlerde milletvekili yapılarak dokunulmaz hale getirilene kadar sürecek”</strong> diyenler bakalım haklı çıkacak mı? diye sordu. Alman yargısının misilleme yapıp Türk savcılarına mahkum olanları sorgulama izni vermemesinin de suçluları koruyanlara yarayacağını belirtti.</p>
<p>Güngör Mengi‘nin <strong>“Olmadı hakim bey!”</strong> başlıklı yazısı şöyle:</p>
<p>&#8220;TSK’ya yönelik psikolojik savaşa katılmak isteyenler, adeta özel merkezlerde üretilip servise sunulan bilgi ve belgeler içinde yüzerken Deniz Feneri’nin ışığını arayanlar, dalgalı bir denizde mide bulantısı çekiyorlar.</p>
<p>Oysa bu olay, Almanya tarihinin en büyük yardım skandalıdır.</p>
<p>Din iman sömürüsü ile gurbetteki merhametli Türk vatandaşlarının 40 milyon Euro’dan fazla paraları çalınmıştır.</p>
<p>Suçun Almanya ayağındaki sanıklar, itirafçılık yaparak hapis cezalarında indirim sağlamışlardır ama Türkiye ayağındaki elebaşlarını da mahkemeye açıklamak zorunda kalmışlardır.</p>
<p>Franfurt mahkemesi tarafından belirlenen “asıl failler”in adları Türk adaletine aylar önce bildirildiği halde soruşturma kör topal ilerliyor.</p>
<p>Resmi makamlardan bilgi sızmadığı gibi “gizlilik kararı” ile merak edenlere gözdağı da veriliyor.</p>
<p>Bu hassasiyetin sebebi, Frankfurt Eyalet Mahkemesi’nde ikinci davayı açan savcının kara para aklamak ve dolandırıcılık yapmakla suçladığı kişilerin AKP’ye yakın simalar olması mıdır?</p>
<p><strong>Her yer karanlık&#8230;</strong></p>
<p>İddianamede adları geçen Kanal 7 yöneticileri Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Hasan Kapıyoldaş ve RTÜK eski Başkanı Zahid Akman hakkında ne işlem yapıldığını bilmiyoruz.</p>
<p>Bunu milletin vekilleri de bilmiyor.</p>
<p>Meclisteki soru önergeleri bile iktidarı konuşturmuyor.</p>
<p>“Bu oyalama siyaseti, suçlanan kişiler önümüzdeki seçimlerde milletvekili yapılarak dokunulmaz hale getirilene kadar sürecek” diyenler bakalım haklı çıkacak mı?</p>
<p>Ankara Başsavcılığı’nın talebiyle İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin yaptıkları inceleme Deniz Feneri’nin Türkiye’deki faaliyetlerinin de yığınla kanunsuzluk içerdiğini ortaya koydu.</p>
<p>Rapor 21 ayda toplanan 50 milyon liranın 18 milyon lirasının yurt dışına aktarılmış olduğunu belirtiyor.</p>
<p>Bu para hangi amaçla ve ne şekilde kullanılmış?.. Müfettişlere göre bunu ortaya çıkarmanın imkânı bulunmuyor.</p>
<p>Deniz Feneri olayında dolandıranlar Türk dolandırılanlar Türk.</p>
<p>Ama Alman yargısı, Türk işçilerinin hukukunu, Türk devletinden daha hassasiyetle korumaya çalıştı.</p>
<p>Bu nedenle de dolandırıcılık olayı büyük ölçüde gün ışığına çıkarıldı.</p>
<p><strong>Misilleme kime yarar?</strong></p>
<p>Uluslararası bir geleneği işletmenin suçlulara yarar sağlaması ihtimali belirmiştir:</p>
<p>Birinci davada mahkûm olanların ifadesine başvurmak için Frankfurt’a giden Türk savcılara Alman makamları izin vermemişler. Sebep?..</p>
<p>Çünkü efendim Türkiye’ye gelen Alman savcılara da bizimkiler aynı şeyi yapmışlar!</p>
<p>Misilleme denilen uluslararası tedbir uygulaması, yaygın olarak kullanılıyor olabilir.</p>
<p>Ama bunun şartı vardır:</p>
<p>Tedbir, hukuka, adalate, ahlâka, kamu yararına hizmet etmeli, zarar vermemelidir.</p>
<p>Alman yargısı Deniz Feneri’nin içine girdi içerde olmaması gereken kişi ve kurumların uygunsuzluğu gördü, üstelik bunların iktidar tarafından himaye edilmek istendiğini de baştan beri biliyor.</p>
<p>Bu durumda, uyguladığı misillemenin adaletin tecellisine değil, sadece suçlulara ve onları koruyanlara yarayacağını anlamıyor olabilir mi?</p>
<p>Alman Adalet Bakanlığı, Alman hakimlerin Türkiye’ye kadar uzanmış iyi şöhretine gölge düşürmesin!&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/deniz-fenerini-araki-bulasin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Ütopyaları</title>
		<link>http://bilig.org/turk-utopyalari.html</link>
		<comments>http://bilig.org/turk-utopyalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 17:13:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[ali suavi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim ve ütopya derigisi]]></category>
		<category><![CDATA[cahit yalçın]]></category>
		<category><![CDATA[dr. abdullah cevdet bey]]></category>
		<category><![CDATA[halide edip]]></category>
		<category><![CDATA[ismail gaspıralı]]></category>
		<category><![CDATA[kılıçzade ismail hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[namık kemal]]></category>
		<category><![CDATA[tevfik fikret]]></category>
		<category><![CDATA[türk ütopyaları]]></category>
		<category><![CDATA[yahya kemal beyatlı]]></category>
		<category><![CDATA[ziya gökalp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1747</guid>
		<description><![CDATA[Bilim ve Ütopya Dergisi bu ayki sayısında Türk Ütopyaları&#8217;nı ele aldı. Dünyada yaygın olan Ütopyalar&#8217;ın Türk yazınında izini süren dergi şu eserlere ulaştı:
-Ziya Paşa, “Abdülaziz Han, Ziya Bey, Ali Paşa” ve yazıldığı tarih 1869.
-Namık Kemal, “ Görülmüş bir Rüyadır”, Magosa, 1872.
-Ali Suavi, “Suavi Efendi’nin Rüya’-yı İcmailiyyesinin Telhisi”, 1887.
-Dr. Abdullah Cevdet Bey, Mahkeme-i Kübra, Matbaa-i İctihad, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilim ve Ütopya Dergisi bu ayki sayısında Türk Ütopyaları&#8217;nı ele aldı. Dünyada yaygın olan Ütopyalar&#8217;ın Türk yazınında izini süren dergi şu eserlere ulaştı:</p>
<blockquote><p>-Ziya Paşa, “Abdülaziz Han, Ziya Bey, Ali Paşa” ve yazıldığı tarih 1869.<br />
-Namık Kemal, “ Görülmüş bir Rüyadır”, Magosa, 1872.<br />
-Ali Suavi, “Suavi Efendi’nin Rüya’-yı İcmailiyyesinin Telhisi”, 1887.<br />
-Dr. Abdullah Cevdet Bey, Mahkeme-i Kübra, Matbaa-i İctihad, Mısır, 1908.<br />
-Kılıçzade İsmail Hakkı, Pek Uyanık Bir Rüya, İçtihad, İstanbul, 1909.<br />
-İsmail Gaspıralı, “Darürrahat Müslümanları”, Tercüman, 1887.<br />
-İsmail Gaspıralı, “Kadınlar Ülkesi”, Tercüman, 1888.<br />
-Servet-i Fünun yazarlarının “Yeşil Yurt” ve “Başka Dünyalar Düşü”, 1897.<br />
-Hüseyin Cahit Yalçın, “Hayat-ı Muhayyel”, 1897.<br />
-Tevfik Fikret, Yeşil Yurt Şiirleri, 1897.<br />
-Halide Edip, “Yeni Turan”, 1912.<br />
-Yahya Kemal Beyatlı, “Çamlar Altında Musahabe I, II”, 1913.<br />
-Ziya Gökalp, “Kızıl Elma”, 1915.<br />
-Müfide Ferit, “Aydemir”, 1918.<br />
-Ethem Nejat, “Mesut Köy”, 1918(?)<br />
-Ahmet Haşim, “O Belde”, 1921<br />
-Abdülhak Hamit, “Arziler”, 1923.<br />
-Ahmet Ağaoğlu, “Serbest İnsanlar Ülkesinde”, 1930.<br />
-Yakup Kadri Karaosmanoğlu, “Ankara”, 1934.<br />
-İsmail Hakkı Baltacıoğlu, Rüyamdaki Okullar, 1936.<br />
-Memduh Şevket Esendal, Yurda Dönüş, 1940.<br />
-Peyami Safa, Yalnızız, 1951.<br />
-Sevket Sürayya Aydemir, Toprak Uyanırsa, 1963.</p></blockquote>
<p><strong>Yeni Bir Dünya Özlemi</strong></p>
<p>Ütopyaların yeni bir dünya özlemini yansıttığını hatırlatan dergi son dönemde Türkiye’de yaşanan gelişmelerle bağdaştırarak Ütopyacılar’ın önemini anlattı.<br />
Dergi, konuyu şöyle takdim etti:</p>
<p>”Anatole France şöyle diyor: Her ilerleyişin ruhu ütopya. Geçmişin ütopyaları olmasa, insanlar çıplak ve sefil, mağaralarda yaşarlardı hala; ilk site taslağını da ütopyalar çizer. İnsanca rüyalardan nurtopu gerçekler doğar.<br />
Peki Türklerin ütopyaları var mıydı?</p>
<p>Bilim ve Ütopya dergisi buna “evet” cevabını verdi ve Osmanlının küllerinden yepyeni bir cumhuriyet kurulmasının yolunu açan, sanayileşmeyi, kadın haklarını, laikliği, halkçılığı ve cumhuriyetçiliği ütopyalarında işleyerek toplumun geleceğini şekillendiren Namık Kemalleri, Ziya Paşaları, Ruşenileri, Halide Edipleri, Müfide Feritleri ve diğer ütopycıların ütopik eserlerini inceledi.</p>
<p><strong>Yeni yılın ilk sayısı olması başka bir anlam kattı dosyamıza.</strong></p>
<p>Emperyalizm destekli gerici odaklar Ergenekon gibi operasyonlarla yargıya, orduya, basın kuruluşlarına, kitle örgütlerine ve siyasi partilere karşı bir saldırıya giriştiler. Bu saldırının diğer bir ayağı TÜBİTAK, YÖK ve TRT’ye karşı yürütüldü ve bu kurumlar bilimsel düşünceye karşı yürütülen kara propagandanın aracı haline getirildiler.<br />
2009’da yaşanan gerici dalgaya karşı 2010 yılına ütopyaları hatırlayarak, hatırlatarak girmek istedik. Toplumsal bir çıkışsızlığa sürüklendiğimiz, sistemin, toplumu, bilim ve sanat hayatını karanlık bir cendere içinde tutmaya çalıştığı bir dönemde ütopyalara büyük bir ihtiyaç var. Geçmiş ütopyaların bilinmesi yeni ütopyaların yaratılmasına yol hazırlayacaktır düşüncesiyle “Türk Ütopyaları” başlıklı bir dosya hazırladık.</p>
<p><strong>Gülün Gül İle Tartıldığı Bir Dünya</strong></p>
<p>Sir Thomas More, 1516 yılında, dostu Rotterdamlı Erasmus’a, Ütopya’yı yazarken yüreğinin kabardığını söylüyordu. Bizde “Türk Ütopyaları” dosyamızı okurken bu duyguyu yaşayacağınızı düşünüyoruz.<br />
Bilim ve Ütopya’nın hazırladığı dosyalar, büyük önemine rağmen görülmeyen, görülmek istenmeyen noktalara dikkat çekmeye çalışmaktadır. Bu dosyamızda ütopyaları, üzerinde fazla durulmayan bir noktadan yola çıkarak ele aldık. “Gülün gül ile tartıldığı” dünya özlemini işleyen ütopyaların kendi toprağımızda ki örneklerini ortaya koyduk.<br />
Sayın Sadık Usta’nın dergimiz ve hazırladığımız ütopya dosyası ile ilgili belirlemesi şöyle:<br />
“Ütopyaların, tıpkı roman alanında olduğu gibi, esas olarak “Batı toplumlarının ürünü olduğu, Doğu toplumlarınınsa onu ancak taklit edebileceği” tezi, öteden beri ileri sürülmektedir. Ne yazık ki Avrupamerkezci bu tez, Türkiye’nin akademisyen çevrelerinde de etkilidir. 1993 yılında yayın hayatına başlayan Bilim ve Ütopya dergisi ise bu tezin bir antitezi olarak ortaya çıktı ve Türkiye’de “insanlığın eşitsizliğe karşı mücadele ettiği her yerde ütopyanın da mutlaka olacağı” görüşünü yaygınlaştırdı.”</p>
<p><strong>Ütopyacılar</strong></p>
<p>Ütopyalar incelenirken, okunurken üzerinden atlanmaması gereken diğer bir konu da ütopyanın yaratıcılarının, ütopyacıların varlığıdır. Ütopyalar bir irade beyanıdır. Eşitsizliğe karşı ve daha iyi bir gelecek için mücadele etmenin beyanıdır. Ütopyalarımızı okurken onları kaleme alan, bu ütopyaların gerçekleşmesi için mücadele eden ütopyacıları unutmamak gerekiyor.</p>
<p><strong>Cumhuriyet Devrimi Ütopyalardan Beslendi</strong></p>
<p>“Türk Ütopyaları” dosyasını okurken özellikle bir noktaya daha dikkat etmenizi rica ediyoruz. Ütopyalar Cumhuriyet Devrimi’ni düşünsel açıdan beslemiştir. Bu ütopyalardan beslenmekle birlikte Cumhuriyet Devrimi’nin yarattığı aydınlanmacı, devrimci düşünsel havanın etkisini, toplumun ufkunda yarattığı atılımı Ruşeni’nin 1914 ve 1926 yılında yazılan eserleri arasındaki farkta görebilirsiniz. Okuyucularımıza bu farkı görebilmeleri için sayın Prof. Dr. Fevzi Demir’in makalesini ve Ruşeni’nin ütopyasını, Ruşeni’nin Atatürk’e sunduğu “Din Yok Milliyet Var” başlıklı raporu ile birlikte okumalarını öneriyoruz. (Bu raporun geniş bir özeti Atatürk’ün düştüğü notlar ile birlikte Şubat 2000, 68. sayımızda yayınlanmıştır. Ayrıca tam metni Sayın Doğu Perinçek’in “Kemalist Devrim- 2, Din ve Allah, Kaynak Yayınları, Ocak 2003 kitabında da yer almaktadır.)”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/turk-utopyalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sema Öztürk Sorosçu Mu?</title>
		<link>http://bilig.org/sema-ozturk-soroscu-mu.html</link>
		<comments>http://bilig.org/sema-ozturk-soroscu-mu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 16:53:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[Açık toplum enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Açık Toplum ve Düşmanları]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet İnsel]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya Sosyal Demokrat Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[boxer]]></category>
		<category><![CDATA[Can Paker]]></category>
		<category><![CDATA[george soros]]></category>
		<category><![CDATA[hegel]]></category>
		<category><![CDATA[karl popper]]></category>
		<category><![CDATA[marks]]></category>
		<category><![CDATA[Murat Belge]]></category>
		<category><![CDATA[platon]]></category>
		<category><![CDATA[Sema öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Sema Öztürk Sorosçu Mu?]]></category>
		<category><![CDATA[soros]]></category>
		<category><![CDATA[TESEV]]></category>
		<category><![CDATA[The Open Society and Its Enemies]]></category>
		<category><![CDATA[yanlışlamacılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1738</guid>
		<description><![CDATA[Aylık erkek dergisi Boxer ünlü oyuncu Sema Öztürk’ün çok özel fotoğraflarını bu ayki sayfalarına taşıdı. Sema Öztürk’ün özel pozlarında elinde bulunan kitap dikkatlerden kaçmadı.
Sema Öztürk’ün elinde Karl Popper’ın “The Open Society and Its Enemies-Açık Toplum ve Düşmanları” kitabının ikinci cildi vardı.
Yanlış Anlama mı?
Önce Boxer Dergisi’nin fotoğrafçısının “açık toplum” kelimesini yanlış anladığını düşündük. Ancak dergiyi okuyunca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bilig.org/sema-ozturk-soroscu-mu.html/sema-ozturk-soroscu-mu" rel="attachment wp-att-1739"><img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/sema-ozturk-soroscu-mu.jpg" alt="" title="sema-ozturk-soroscu-mu" width="175" height="175" class="alignleft size-full wp-image-1739" /></a>Aylık erkek dergisi Boxer ünlü oyuncu Sema Öztürk’ün çok özel fotoğraflarını bu ayki sayfalarına taşıdı. Sema Öztürk’ün özel pozlarında elinde bulunan kitap dikkatlerden kaçmadı.</p>
<p>Sema Öztürk’ün elinde Karl Popper’ın “The Open Society and Its Enemies-Açık Toplum ve Düşmanları” kitabının ikinci cildi vardı.</p>
<p><strong>Yanlış Anlama mı?</strong></p>
<p>Önce Boxer Dergisi’nin fotoğrafçısının “açık toplum” kelimesini yanlış anladığını düşündük. Ancak dergiyi okuyunca öyle olmadığını gördük.</p>
<p>Sema Öztürk’e şöyle bir soru sorulmuştu: “Fotoğraf çekiminizdeki bazı karelerde filozof Karl Popper’ın “Açık Toplum ve Düşmanlar” kitabını İngilizce okuyorsunuz. Kitabı okudunuz mu yoksa sadece bu çekimde kullanmak için yanınızda mı getirdiniz?”</p>
<p>Sema Öztürk ise şöyle cevap verdi: “Bu aralar Karl Popper’ı okuma çabasına girişmiştim. Sizle bu çekimler için anlaşılınca da aklıma bu fikir geldi. Ben önce oyuncu sonra televizyoncuyum. Ancak ülkemin siyasal ve sosyal gündemiyle de hep ilgili oldum. Bu konuyu yakın çevrem bilir ama kamuoyu pek bilmez.”</p>
<p><strong>Marksizm Karşıtı</strong></p>
<p>Karl Popper ismi ve “Açık Toplum ve Düşmanları” kitabı bilenlere yabancı değil. Avusturya Sosyal Demokrat Partisi üyesi olan ve bilim felsefesinde “yanlışlamacılık” kuramını savunan Popper, toplumsal fikirleri ile kadife devrimlerin mimarı Soros’a öncülük etti. Açık toplum düşüncesi ile Sovyet Sosyalizmi’ni eleştiren Popper; Marks, Hegel, Platon gibi felsefecileri açık toplumun düşmanları ilan etmişti. Marksizm karşıtlarının başucu kitabı olan “Açık Toplum ve Düşmanları” Popper’in öğrencisi olan George Soros tarafından savunuluyor. Açık Toplum Enstitüsü, TESEV gibi yöneticiliğini Ahmet İnsel, Murat Belge, Can Paker gibi isimlerin yaptığı kuruluşlar, Açık Radyo gibi yayınlar Popper’ın fikirlerinin yayılması için çalışma yürütüyor.</p>
<p><a href="http://bilig.org/sema-ozturk-soroscu-mu.html/sema-ozturk-boxer" rel="attachment wp-att-1740"><img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/sema-ozturk-boxer.jpg" alt="" title="sema-ozturk-boxer" width="392" height="530" class="alignnone size-full wp-image-1740" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/sema-ozturk-soroscu-mu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gladyo’yla Hesaplaşan Devrimciyi ‘Gladyo’ İlan Ettiler!</title>
		<link>http://bilig.org/gladyo%e2%80%99yla-hesaplasan-devrimciyi-%e2%80%98gladyo%e2%80%99-ilan-ettiler.html</link>
		<comments>http://bilig.org/gladyo%e2%80%99yla-hesaplasan-devrimciyi-%e2%80%98gladyo%e2%80%99-ilan-ettiler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 16:44:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Yıldız]]></category>
		<category><![CDATA[alparslan türkeş]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığ]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon davası]]></category>
		<category><![CDATA[gladyo operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Gladyo'yla Hesaplaşanda Onlar Oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Gladyo’yla Hesaplaşan Devrimciyi ‘Gladyo’ İlan Ettiler!]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[Kore Tugay'ını Kaldıran 27 Mayıs Oldu]]></category>
		<category><![CDATA[Kuyruklu Yalanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nazlı Ilıcak'sız Yalan Olmaz!]]></category>
		<category><![CDATA[ÖHD]]></category>
		<category><![CDATA[özel harp]]></category>
		<category><![CDATA[Radikal]]></category>
		<category><![CDATA[seferb]]></category>
		<category><![CDATA[silivri]]></category>
		<category><![CDATA[stay behind]]></category>
		<category><![CDATA[Suphi Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[tolga akıner]]></category>
		<category><![CDATA[tsk]]></category>
		<category><![CDATA[TSK Düşmanlığının Başını Gladyo Çekiyor]]></category>
		<category><![CDATA[Turgut Sunalp]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1734</guid>
		<description><![CDATA[Ergenekon Davası nedeniyle Silivri’de tutuklu bulunan Hikmet Çiçek Seferberlik Bölge Başkanlığı&#8217;nda yapılan aramalar sonrası yandaş medyada Seferberlik Tetkik Kurulu’na ilişkin yazılan yanlış haberleri irdeleyen bir yazı yazdı.Çiçek’in yazısını aynen yayınlıyoruz:
&#8220;Gladyo’yla hesaplaşan devrimciyi ‘gladyo’ ilan ettiler!
Önce 27 Aralık 2009 günlü Radikal’den Tolga Akıner’in “STK adı 6-7 Eylül’e de karıştı Kıbrıs’a da” başlıklı, sözümona Seferberlik Tetkik Kurulu’nu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bilig.org/gladyo%e2%80%99yla-hesaplasan-devrimciyi-%e2%80%98gladyo%e2%80%99-ilan-ettiler.html/gladyo%e2%80%99yla-hesaplasan-devrimciyi-%e2%80%98gladyo%e2%80%99-ilan-ettiler-2" rel="attachment wp-att-1735"><img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/Gladyo’yla-Hesaplaşan-Devrimciyi-‘Gladyo’-İlan-Ettiler.jpg" alt="" title="Gladyo’yla Hesaplaşan Devrimciyi ‘Gladyo’ İlan Ettiler!" width="200" height="175" class="alignleft size-full wp-image-1735" /></a>Ergenekon Davası nedeniyle Silivri’de tutuklu bulunan Hikmet Çiçek Seferberlik Bölge Başkanlığı&#8217;nda yapılan aramalar sonrası yandaş medyada Seferberlik Tetkik Kurulu’na ilişkin yazılan yanlış haberleri irdeleyen bir yazı yazdı.Çiçek’in yazısını aynen yayınlıyoruz:</p>
<p><strong>&#8220;Gladyo’yla hesaplaşan devrimciyi ‘gladyo’ ilan ettiler!</strong></p>
<p>Önce 27 Aralık 2009 günlü Radikal’den Tolga Akıner’in “STK adı 6-7 Eylül’e de karıştı Kıbrıs’a da” başlıklı, sözümona Seferberlik Tetkik Kurulu’nu anlatan haberinden bir alıntı yapalım:<br />
“1948’de ABD’ye ‘özel harp’ kurumları ve ‘stay behind’ olarak adlandırılan strateji eğitimi için gönderilen 16 subay, ‘Özel Kuvvetler’in resmi çekirdeğini oluşturmuştu. Bu subayların arasında Karabelen’in yanı sıra, Turgut Sunalp, Ahmet Yıldız, Alparslan Türkeş, Suphi Karaman ve Fikret Ateşdağlı gibi isimler de yer aldı. İlk icraatı Kore’ye asker gönderme işlerinin organizasyonu oldu.”</p>
<p><strong>Nazlı Ilıcak&#8217;sız Yalan Olmaz!</strong><br />
Bir gün sonra Nazlı Ilıcak “Kara kutu aralanıyor” başlıklı yazısında benzer iddiaları tekrar etti (Sabah, 28 Aralık 2009):<br />
“1948’de ABD’ye ‘özel harp kurumları ve strateji eğitimi’ için gönderilen 16 subayın STK’nın resmi çekirdeği olduğu belirtiliyor. Bu subaylar arasında Karabelen’in yanı sıra Turgut Sunalp, Ahmet Yıldız, Alparslan Türkeş, Suphi Karaman, Mucip Ataklı, Refik Tulga da bulunuyordu. Adı geçenlerin, isimlerinin daha sonra darbelerle birlikte anılması sadece bir tesadüf olabilir mi?”</p>
<p><strong>Kuyruklu Yalanlar</strong><br />
27 Mayıs Devrimi önderlerinden, Milli Birlik Komitesi üyesi, Tabii Senatör ve İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suphi Karaman’ı 1948 yılında ABD’de özel harp eğitimi gören bir kontrgerilla elemanı gibi gösteren kuyruklu yalanlar Ecevit Kılıç’ın “Özel Harp Dairesi” adlı kitabıyla başladı. (Günce Yayıncılık, Ekim 2007)<br />
Büyük devrimci Suphi ağabeyin yaşam öyküsünü neredeyse yıl yıl bilebildiğimiz halde gene de soralım dedik. En yakınına, oğlu Suay Karaman’a sorduk:<br />
“1948 yılında Suphi Karaman, ABD’de askeri eğitim gördü mü?”<br />
Suay Karaman “Hayır” dedi. “Ne 1948, ne de bir başka yıl. Babam, hiçbir zaman ABD’ye gitmedi!”</p>
<p><strong>TSK Düşmanlığının Başını Gladyo Çekiyor</strong><br />
Gladyo’ya yeni bir tarih, yalan ve sanal bir “tarih” üretilmeye çalışılıyor. Küçük bir araştırmayla Karaman’ın ya da diğer bazı 27 Mayısçıların ABD’de eğitim görmedikleri anlaşılabilirdi. Ama bu yapılmıyor, 27 Mayıs, “Gladyo darbesi”ne dönüştürülüyor.<br />
Geçmişte kontrgerilla avukatlığını yapanlar şimdi ÖHD, STK yaygarası koparıyor, malum baskını alkışlıyor. Bunların amacı bu karanlık örgütü ortaya çıkarmak değil, Silahlı Kuvvetler düşmanlığıdır.</p>
<p><strong>Kore Tugay&#8217;ını Kaldıran 27 Mayıs Oldu</strong><br />
Türkiye’nin Kore’ye asker göndermesi bir ÖHD “icraatı” değil, Demokrat Parti hükümetinin Türkiye’nin NATO’ya kabul edilmesi için ABD’ye verdiği büyük bir ödündür. Türkiye’nin ABD’nin çıkarları uğruna denizaşırı bir ülkede evlatlarını kaybetmesine karşı çıkan Türk Ordusu olmuştur.<br />
Devrim’den üç gün sonra 30 Mayıs 1960’ta Kore’deki Türk Tugayı’nın görevine son verilmiştir. Milli Birlik Komitesi’nin bu kararını Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in imzalaması için Çankaya Köşkü’ne götüren de Suphi Karaman’dır. Karaman’ın deyişiyle “İhtilal sadece buna bile değmiştir.”</p>
<p><strong>Gladyo&#8217;yla Hesaplaşanda Onlar Oldu</strong><br />
Özel Harp Dairesi, MİT (o zamanki adıyla MAH) ve Emniyet içindeki Amerikancı çekirdek ile bir başka deyişle “Menderes’in Gestaposu” ile mücadele eden de 27 Mayısçılar oldu. Ordu, MİT ve Emniyet içinde büyük bir temizlik yapıldı. ÖHD’nin Başkanı Tümgeneral Daniş Karabelen, başkan yardımcısı, kurmay başkanı ve bu kurumda görev yapan ondan fazla subay emekli edildi.<br />
Tıpkı Ergenekon “dalgaları” gibi, Genelkurmay’ın en önemli karargâhında yapılan bilmem kaçıncı aramada Gladyo aranmıyor. Tam tersine bu baskının kendisi bir Gladyo operasyonudur. &#8220;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/gladyo%e2%80%99yla-hesaplasan-devrimciyi-%e2%80%98gladyo%e2%80%99-ilan-ettiler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Fethullah Gülen Neden Ağlıyor</title>
		<link>http://bilig.org/fethullah-gulen-neden-agliyor.html</link>
		<comments>http://bilig.org/fethullah-gulen-neden-agliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 15:56:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[avesta]]></category>
		<category><![CDATA[fethullah gülen]]></category>
		<category><![CDATA[Fethullah Gülen Neden Ağlıyor]]></category>
		<category><![CDATA[gülen]]></category>
		<category><![CDATA[musevilik]]></category>
		<category><![CDATA[safa kaçmaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1710</guid>
		<description><![CDATA[Fethullah Gülen&#8217;in konuşmalarında sık sık ağladığı biliniyor. Gülen&#8217;in dini konularda yaptığı konuşmalarda ağlarken kendini kaybettiği görüntüler zaman zaman basında yayınlanıyor.
Kimi yorumcular bu görüntülere karşı olumsuz ifadelerde bulunsa da Tarihçi Safa Kaçmaz aslında dinde ağlamanın derin bir anlamı olduğunu kişisel bloğunda yazdı. Nurculuk&#8217;un İslam dışı unsurlara oldukça yakın olduğunu söyleyen Kaplan, Musevilik ve Avesta&#8217;dan örneklerle Gülen&#8217;in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1711" href="http://bilig.org/fethullah-gulen-neden-agliyor.html/fethullah-gulen-neden-agliyor"><img class="alignleft size-full wp-image-1711" title="fethullah-gulen-neden-agliyor" src="http://bilig.org/wp-content/uploads/fethullah-gulen-neden-agliyor.jpg" alt="" width="175" height="175" /></a>Fethullah Gülen&#8217;in konuşmalarında sık sık ağladığı biliniyor. Gülen&#8217;in dini konularda yaptığı konuşmalarda ağlarken kendini kaybettiği görüntüler zaman zaman basında yayınlanıyor.</p>
<p>Kimi yorumcular bu görüntülere karşı olumsuz ifadelerde bulunsa da Tarihçi Safa Kaçmaz aslında dinde ağlamanın derin bir anlamı olduğunu kişisel bloğunda yazdı. Nurculuk&#8217;un İslam dışı unsurlara oldukça yakın olduğunu söyleyen Kaplan, Musevilik ve Avesta&#8217;dan örneklerle Gülen&#8217;in ağlamasının ardında İslam anlayışının bu kökeni olduğunu anlattı.</p>
<p><strong>İşte Kaçmaz&#8217;ın yazısının ilgili bölümü:</strong></p>
<p>&#8220;(&#8230;) &#8220;Ağlama&#8221; edebiyatı, aslında bizde &#8220;erkek adam ağlamaz&#8221; eğitimiyle çocukluktan itibaren kadınca bir davranış olarak, öteki tarafa atılmaya çalışılır ama, bu &#8220;biz&#8221; içinde, &#8220;güzel allahımın adına Hüda diyen&#8221; Erzurum tarafları da giriyor. Eski Avestacılığın, Öküz tapınımının tarihte çok güçlü olduğu bölgelerden birisi..</p>
<p>Fethullah&#8217;ın (Gülen) gözyaşları sümüklerine karışmış, kendinden geçmiş kasetlerini bilirkişi niyetine izleyen bazı yetkililer, Fethullah&#8217;ın (Gülen) bu görüntüsünü küçümseyerek, onun dini çizgisinin derin etkisini görememiş olmalılar. Gazetelerde bu yönde &#8220;yetkili raporları&#8221;na atıflar yayınlandı.</p>
<p>Dinsel bakımdan kişiye ağlama cezasının verildiğini Avesta&#8217;dan öğreniyoruz. Eski dini kayıtlarda Musevi mırmırı ile Avesta&#8217;da sesli ağıt, eski toplumun farklı iki davranış biçimi olmalıydı. Etkileri de o denli köklü&#8230;</p>
<p>Hüdacı geleneğin İslam içinde yeniden şekillenen kollarından birisi üzerine oturan Nurculuk, tarihsel bakımdan ayrı bir dine dayandığı için, şimdiki söylem ve uygulamaları da tipik İslamla birebir örtüşemez zaten.</p>
<p>Bütün dinleri &#8220;hurafe&#8221; etiket tasnifi altında toparlamanın sakıncalarından birisi, onlar arasındaki ayrımları saptayamamakla ve tarihsel olarak da, farklı kaynaklarını izleyememekle sonuçlanıyor.</p>
<p><em><strong>Avesta:</strong></em><br />
<strong>97.</strong> Ey Maddi Dünyanın Yaratıcısı, Sen, Kutsal Biri!<br />
Ey Kutsal Ahura Mazda!<br />
Bir sahanın belirsiz bir yerinde bir cesede dokunmuş olan biri, (pisliğinden) arınabilir mi?<br />
Ahura Mazda (şöyle) cevapladı: “Olabilir, Ey Kutsal Zarathuştra!”<br />
- Nasıl?<br />
- “Eğer Nasu, ceset yiyici köpekler ve kuşlar tarafından vurulmuşsa (onlar cesedi yemişse), (temasta bulunan kişi) vücudunu gaomêz ve su ile yıkayacaktır, (vücudunu) otuz kez gaomêz ile yıkayacak, (o arada) otuz kez (de) elleri ile (vücudunu) oğuşturup kurutacaktır.”<br />
<strong>99.</strong> ”Eğer Nasu, ceset yiyici köpekler ve kuşlar tarafından (o zamana kadar) vurulmamışsa (onlar cesede dokunmamışsa), (temasta bulunan kişi) vücudunu gaomêz ve su ile yıkayacaktır, (vücudunu) onbeş kez gaomêz ile yıkayacak, (o arada) onbeş kez (de) elleri ile (vücudunu) oğuşturup kurutacaktır.”<br />
<strong>100.</strong> “O, sonradan bir hathralık bir mesafeyi koşacaktır. O (böylece), yolunun üstünde bir adama rastlayıncaya kadar koşacaktır, <em><strong>(ona rastlayınca da) yüksek sesle ağlayacak</strong></em>;<br />
‘bu benim; o adam ki; düşüncesinde, sözlerinde ve eyleminde hiç bir kasıt olmadan bir adamın cesedine dokunmuş ve (senin vasıtanla) arınmayı ummaktadır’<br />
(diyerek) onu yakalayıncaya kadar koşacak.<br />
Eğer (yakalamak istediği) adam onu arındırmak istemezse, (o adam) onun günahlarının üçte birini kendisi yüklenmiş olacaktır.”<br />
<strong>101.</strong> “Daha sonra o, <em>bir başka adamı daha yakalayıncaya kadar bir hathra daha koşacak.</em> Eğer bu adam da onu arındırmak istemezse, o da onun günahının üçte birini yüklenmiş olacaktır.”<br />
<strong>102.</strong> “Daha sonra o, bir üçüncü hathrayı daha; o üçüncü kez birini daha yakalayıncaya kadar koşacak. Eğer adam onu arındırmak istemezse onun günahının (kalan son) üçte birini yüklenmiş olacaktır.”<br />
<strong>103.</strong> Böylece o, kendisine en yakın eve (nmana’ya), klana (vis’e), mıntıkaya (zantu’ya) veya bölgeye (dahyu’ya) varıncaya kadar (1) koşacak ve ağlayarak yüksek sesle; ‘bu benim; o adam ki; düşüncesinde, sözlerinde ve eyleminde hiç bir kasıt olmadan bir adamın cesedine dokunmuş ve arınmayı ummaktadır’ (diyecektir). Eğer onlar onu arındırmak istemeseler (bile), o, vücudunu gaomêz ve su ile yıkayarak arınacaktır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/fethullah-gulen-neden-agliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Faşist Bir Şairin Ayak Sesleri</title>
		<link>http://bilig.org/fasist-bir-sairin-ayak-sesleri.html</link>
		<comments>http://bilig.org/fasist-bir-sairin-ayak-sesleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 10:08:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[aleviler haçlı kalıntıları]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilerin Haçlı kalıntıları olduğunu söyledi]]></category>
		<category><![CDATA[azınlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bana göre kafirle çatışmayı göze alan Müslüman’a Türk denir]]></category>
		<category><![CDATA[Bartholomeos]]></category>
		<category><![CDATA[Faşist Bir Şairin Ayak Sesleri]]></category>
		<category><![CDATA[habertürk]]></category>
		<category><![CDATA[ismet özel]]></category>
		<category><![CDATA[karşıt görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman değilseniz Türk olamıyorsunuz]]></category>
		<category><![CDATA[Patrik Bartholomeos]]></category>
		<category><![CDATA[Türk demek Müslüman demektir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1623</guid>
		<description><![CDATA[Bir şairin kötü şiir yazması katlanılır bir durum olabilir.
Evet bir şair giderek kötü şiir yazabilir…
Duyguları, o gençlik hevesleri artık yerini başka şeylere bırakabilir.
Bu normaldir.
Ama bir şairin kötü şiirler yazması hatta şiir yazamamasından çok bunaması büyük felakettir.
Evet bunamak…
Kimden söz ediyorum, özel bir adam İsmet Özel’den…
Sözüm ona bir zamanların sıkı komünisti…
Sonra saf değiştirdi, muhafazakar bir çevre edindi…
Hatta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir şairin kötü şiir yazması katlanılır bir durum olabilir.</p>
<p>Evet bir şair giderek kötü şiir yazabilir…</p>
<p>Duyguları, o gençlik hevesleri artık yerini başka şeylere bırakabilir.</p>
<p>Bu normaldir.</p>
<p>Ama bir şairin kötü şiirler yazması hatta şiir yazamamasından çok bunaması büyük felakettir.</p>
<p>Evet bunamak…</p>
<p>Kimden söz ediyorum, özel bir adam İsmet Özel’den…</p>
<p>Sözüm ona bir zamanların sıkı komünisti…</p>
<p>Sonra saf değiştirdi, muhafazakar bir çevre edindi…</p>
<p>Hatta yenilir yutulur gibi değil, Madımak olayının hemen ardından utanç verici bir açıklama yaptı.</p>
<p>Özel her dönüşünde hep döndüğü fikri en radikal şekilde savundu.</p>
<p>Şimdi de kendi uydurduğu bir Türklüğü savunmaya başladı. </p>
<p>Ancak İslamcılık’dan Türkçülük’e dönüşü, solculuktan dönüşü gibi tam dönüş olmadı. Kendi kafasında bir Türkçülük yaratmış ve ona inanmıştı.</p>
<p>Artık matarasında tuzlu su da kalmamıştı.</p>
<p>Saçları ortasından ayrılmamıştı.</p>
<p>Neyse…</p>
<p>Fazla özele girmeyeyim…</p>
<p>Konuya döneyim.</p>
<p>Şu sıralar Habertürk&#8217;te yayımlanan Karşıt Görüş programındaki söylediği sözler tartışılıyor…</p>
<p>Patrik Bartholomeos&#8217;un açıklamalarının ardından yeniden gündeme gelen azınlık hakları konuşuldu o programda…</p>
<p>Satır aralarına baktım…</p>
<p>Diyor ki konuşmasının bir yerinde: “Müslüman değilseniz Türk olamıyorsunuz. Türk demek Müslüman demektir.”</p>
<p>Devam edeyim:</p>
<p>“Bana göre kafirle çatışmayı göze alan Müslüman’a Türk denir.”</p>
<p>Kafir kim?</p>
<p>Kim kimle çatışacak?</p>
<p>Ardından Alevilerle ilgili açıklama yaptı: Alevilerin Haçlı kalıntıları olduğunu söyledi.</p>
<p>Bravo…</p>
<p>Senin için şöyle diyeceğim: “Avrupa Avrupa duy sesimizi, bu gelen faşist bir şairin ayak sesleri!”</p>
<p>Dedim ya bir şairin kötü şiir yazmasından çok onun bunamasıdır en büyük tehlike.</p>
<p>Bunayan bir şairin sözleri şiirini gecenin gündüzü örttüğü gibi örter.</p>
<p>Hakikaten sen çok özel bir adammışsın İsmet Özel…</p>
<p>Senin gibisi bir daha bu yeryüzüne gelmez!</p>
<p>Gelirse de benim hiç işim olmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/fasist-bir-sairin-ayak-sesleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Yılı Daha Geride Bırakmak Üzereyiz</title>
		<link>http://bilig.org/bir-yili-daha-geride-birakmak-uzereyiz.html</link>
		<comments>http://bilig.org/bir-yili-daha-geride-birakmak-uzereyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 18:05:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[1 mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Yılı Daha Geride Bırakmak Üzereyiz]]></category>
		<category><![CDATA[davutoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[deniz feneri]]></category>
		<category><![CDATA[dünyamız kirleniyor]]></category>
		<category><![CDATA[ırak]]></category>
		<category><![CDATA[keşke çocuklar şeker yiyebilseydi]]></category>
		<category><![CDATA[küçük amerika]]></category>
		<category><![CDATA[serap ölmek için çok gençti]]></category>
		<category><![CDATA[türkan saylan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1617</guid>
		<description><![CDATA[Acı günleri sayısız, tatlı günleri sayılı bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. İnsanoğlu acıları unutarak sürdürmeye çalışır yaşamını, belki de sağlıklı yaşayabilmenin genel geçerli başkaca bir formülü bilinmediği için. Ancak, bazı acıları unutmamak gerektiğini düşünüyorum, tekrar yaşamamak için&#8230;
Başlıkların altında kısacık açıklamalarla hatırlayalım mı acıları ya da yüreklerimizi acıtan bazı olayları?
Dünyamız kirleniyor…
İklimler değişmeye, ozon tabakası delinmeye, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1620" href="http://bilig.org/bir-yili-daha-geride-birakmak-uzereyiz.html/bu-acilari-unutmamaliyiz"><img class="alignleft size-full wp-image-1620" title="bu-acilari-unutmamaliyiz" src="http://bilig.org/wp-content/uploads/bu-acilari-unutmamaliyiz.jpg" alt="" width="124" height="124" /></a>Acı günleri sayısız, tatlı günleri sayılı bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. İnsanoğlu acıları unutarak sürdürmeye çalışır yaşamını, belki de sağlıklı yaşayabilmenin genel geçerli başkaca bir formülü bilinmediği için. Ancak, bazı acıları unutmamak gerektiğini düşünüyorum, tekrar yaşamamak için&#8230;</p>
<p>Başlıkların altında kısacık açıklamalarla hatırlayalım mı acıları ya da yüreklerimizi acıtan bazı olayları?</p>
<p><strong>Dünyamız kirleniyor…</strong></p>
<p>İklimler değişmeye, ozon tabakası delinmeye, buzullar erimeye, denizler yükselmeye ve doğamız kirlenmeye devam etti bu yıl da, geçmiş yıllarda olduğu gibi. Aslında doğa üzerine düşeni yaptı; selleriyle, kuraklıklarıyla, kasırgalarıyla uyardı insanlığı, ama ne fayda pek aldırış eden olmadı, çevreciler çığlıklarını duyurmak için yırtınsalar da, çocuklar “lütfen temiz bir dünya bırakın bizlere” diye yalvarsalar da…</p>
<p><strong>“Büyük Ağabey” meclisteydi…</strong></p>
<p>Amerika’nın yeni “büyük ağabeyi” büyüklerimizin(!) bir zamanlar “küçük Amerika” olmakla övündükleri topraklarımıza ayak bastı. Ayak basmakla yetinmedi, meclisimize seslendi kürsüden, milletimizin vekilleri ayakta alkışladılar “model ortaklığı”nın ilanını. Nasıl olsa “eşbaşkan” ve partisi görevdeydi, % 47’lik ezici çoğunluk da arkasında. Büyük ağabey “barış dolu bir dünya vaat etti” sömürge valisi edasıyla seslendiği kürsüden. Ve hızla sömürgeleştiğimizi hissettik 2009 yılında yeniden, Davutoğlu’nun “stratejik derinlik” lerinde…</p>
<p><strong>Irak&#8217;ta savaş sürüyor…</strong></p>
<p>Irak&#8217;ta savaş devam etti, Obama selefinin başlattığı özgürleştirme çalışmalarına devam etti, hem de daha çok çalışarak. Daha fazla asker, daha fazla kurşun, daha fazla bomba, daha fazla yıkım, daha fazla ölüm. Kadınlar, bebekler, çocuklar, yaşlanma şansı bulamayan gençler ölmeye devam ettiler, yeni “büyük ağabey” de tıpkı selefi gibi özgürleşmelerini istediği için. Ve çocuklar hep birlikte söylemeye devam ettiler çocuksu şarkılarını “bir dünya bırakın biz çocuklara, ıslanmış olmasın gözyaşlarıyla.”</p>
<p><strong>Serap ölmek için çok gençti…</strong></p>
<p>Bombalar yağdı, mayınlar patladı, bedenler parçalandı, otobüsler yakıldı, Serap yandı çığlıklarla, acılarla yaşadı, acılarla yaşama dayanamadı, gitti yüreklerden bir şeyleri kopararak, acıtarak, sızlatarak. Ölmeye çok gençti, kim bilir belki sevdalanamamıştı henüz, ansızın gittiğinde. Kim bilir kaç kızın, kaç erkeğin yetmemişti günleri; sevdalanmaya, sevdiğinin elini tuttuğunda yüzü kızarmaya, yüreği yerinden fırlayacakmış gibi çarpmaya, kim bilir kaç?</p>
<p><strong>Keşke çocuklar şeker yiyebilseydi…</strong></p>
<p>Küçük çocuklar ellerinde iri taşlar, yedekledikleri de ceplerinde panzerlerin önünde koşturdular, iri taşlar yetmedi, kaldırım taşlarını söktüler, sanki oyun oynar gibiydiler yoksul ailelerin üstü başı dökülen çocukları. Taşları attılar, karşılığında gazlandılar, coplandılar, tutuklandılar, ama daha küçük çocuktular, sanki misket oynamaya niyetliydiler de, birilerince niyetleri bozulmuş gibiydiler. Kimlerdi çocukları savaştıran, ölümün soğuk rüzgarlarının önüne iten büyükler(!). Bıraksalardı da şeker yiyebilseydi çocuklar, keşke büyükler diyebilseydi 2009 yılında “çocuklar oyun oynasın, şeker yiyebilsinler.”</p>
<p><strong>1 Mayıs coplu, gazlı dayatma günüydü…</strong></p>
<p>1 Mayıs bayram oldu, Emek ve Dayanışma Günü ilan edildi, en azından meclis böyle buyurdu. Bayrama susayanlar sevinçle doluştular yollara, 400 bin kişi oldular, akın ettiler Taksim Meydanına, 1977 de katliamının yapıldığı yere. 1 Mayıs ı bayram ilan edenler, bayrama gelenlere bayramı zehir ettiler. Orantısız polis güçleriyle, geniş gaz stoklarıyla, coplarıyla saldırdılar 1 Mayıs ı bayram sananlara, 2009 yılının Emek ve Dayanışma günü “Emirle Dayatma Günü” olarak kaldı anılarımızda; coplarla, gazlarla, yasaklarla dayatılan gün…</p>
<p><strong>Türkan Saylan darbe yapamadı…</strong></p>
<p>Ergenekon operasyonu dalgalar halinde devam etti 2009 yılında. Köşe yazarlarının, bilim adamlarının, sanatçıların, yargı mensuplarının “darbe yapmak üzere olduklarını” öğrendik. Polis teşkilatımızın demokrasiye bağlılığı sayesindedir ki “darbeci entellerin” zulmünden kurtulmuş olduk(!). Son olarak da Türkan Saylan’ın hasta yatağında hazırladığı darbe engellendi(!). Aklı başındalar isyan ettiler olanlara; ama Türkan abla, çınar abla dayanamadı daha fazla amansız hastalığa, yarattığı değerlerle en önemli değerlerimizden biri oldu 2009 yılında…</p>
<p><strong>Deniz Feneri yolsuzluğu vardı galiba…</strong></p>
<p>Almanya çalkalandı Deniz Feneri yolsuzluğuyla, “esas suçlular Türkiye de” açıklaması yapıldı Alman mahkemesi tarafından. Birileri bir yerleri deniz sanmış; “toplansın paralar, olsun deniz; yemeyen olsun domuz.” demiş olmalı. İnançların sömürüsü sürdü 2009 yılında, Almanya ayağa kalktı, Türkiye de ise pek duyulmadı, malum yayın yasağı var. Yolsuzluklar sıralamasında dünya ikinciliğimizi koruduk 2009 yılında da…</p>
<p><strong>Birilerinin dünya barışına katkılarından haberimiz olmamış…</strong></p>
<p>”Büyük ağabey” in eş başkanına İstanbul Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanı verildi 2009 yılında, “Medeniyetler İttifakı ve Dünya Barışı’na katkılarından” dolayı. “Eş başkanımızın” ne tür katkılarda bulunduğunu pek anlayamadık, Sudan’ın darbeci katliamcısı Ömer El Beşir’i aklama gayreti midir dünya barışına katkısı, ya da Iraktaki katliamı yöneten “büyük ağabeyin” eş başkanı olması mıdır? 2009&#8242;un içimizi acıtan anlaşılmazlarından birincisi bu…</p>
<p><strong>Olumsuzlukların birinciliğini sürdürdü Türkiye…</strong></p>
<p>Dolaylı ve dolaysız vergiler alanında dünya birinciliğimizi 2009 yılında da başkalarına kaptırmadık. Dünyanın en pahalı elektriğini, suyunu, akaryakıtını tüketmeye devam ettik. İşsizler, açlar, yoksullar; depresyon toplumu oluşturduk diplomalı işsiz gençlerimizle, yeşil kartlı ve kartsız yoksullarımızla…</p>
<p>2010 yılına umutlarımızı sürdürerek giriyoruz; yaşanası bir dünya için çabaların artmasını, anlamsız ve kirli savaşların yerini barışın almasını, çocukların ellerinin ve ceplerinin şekerle dolmasını, gençlerin yaşamlarının yaşlanacak kadar uzun olmasını, aydınlarımızın cezaevleri karanlıkları yerine, karanlıkları aydınlatma özgürlüğüne sahip oldukları ortamlarda yaşamalarını istiyoruz…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/bir-yili-daha-geride-birakmak-uzereyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bana Krokini Göster Sana Suçunu Söyleyeyim</title>
		<link>http://bilig.org/bana-krokini-goster-sana-sucunu-soyleyeyim.html</link>
		<comments>http://bilig.org/bana-krokini-goster-sana-sucunu-soyleyeyim.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 18:41:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[atabeyler operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Bana Krokini Göster Sana Suçunu Söyleyeyim]]></category>
		<category><![CDATA[bülent arınç]]></category>
		<category><![CDATA[el kaide]]></category>
		<category><![CDATA[erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[hayati özcan]]></category>
		<category><![CDATA[hikmet a]]></category>
		<category><![CDATA[hilmi özkök]]></category>
		<category><![CDATA[hizbut-tahrir]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim şahin]]></category>
		<category><![CDATA[incirlik üssü]]></category>
		<category><![CDATA[işçi partisi]]></category>
		<category><![CDATA[izmir şirinyer]]></category>
		<category><![CDATA[kroki]]></category>
		<category><![CDATA[krokicilik]]></category>
		<category><![CDATA[levent ersöz]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet ali şahin]]></category>
		<category><![CDATA[meryem ana evi]]></category>
		<category><![CDATA[sauna operasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[sofist]]></category>
		<category><![CDATA[sofist.org]]></category>
		<category><![CDATA[sözde arınç suikasti]]></category>
		<category><![CDATA[sözde ölüm kuyuları]]></category>
		<category><![CDATA[susurluk]]></category>
		<category><![CDATA[tayyip erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[tbmm]]></category>
		<category><![CDATA[umut kitabevi]]></category>
		<category><![CDATA[yandaş medya]]></category>
		<category><![CDATA[yarbay mustafa dönmez]]></category>
		<category><![CDATA[zekeriya öz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1627</guid>
		<description><![CDATA[Yandaş medyanın her zaman oynadığı bir oyun olan krokicilik, bu aralar &#8220;Sözde Arınç Suikastı&#8221; olayı ile Türkiye gündemine bu kavramını tekrar soktu. Bülent Arınç&#8217;ın evinin krokisi haberinden sonra şimdi de TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in evinin krokisinin bulunduğu iddiaları ortaya atıldı. Artık her “şüphelinin” evinden, cebinden, bilgisayarından bir kroki çıkmazsa, o olay bir nevi eksik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-1629" href="http://bilig.org/bana-krokini-goster-sana-sucunu-soyleyeyim.html/kroki"><img class="size-full wp-image-1629 alignleft" title="kroki" src="http://bilig.org/wp-content/uploads/kroki.jpg" alt="" width="175" height="175" /></a>Yandaş medyanın her zaman oynadığı bir oyun olan krokicilik, bu aralar &#8220;Sözde Arınç Suikastı&#8221; olayı ile Türkiye gündemine bu kavramını tekrar soktu. Bülent Arınç&#8217;ın evinin krokisi haberinden sonra şimdi de TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in evinin krokisinin bulunduğu iddiaları ortaya atıldı. Artık her “şüphelinin” evinden, cebinden, bilgisayarından bir kroki çıkmazsa, o olay bir nevi eksik kalıyor.</p>
<p>Aslına bakılırsa, bu kroki meselesi Türkiye’nin gündemine en çok Ergenekon Davası kapsamında yapılan aramalarla gelmişti.</p>
<p>Bilig/Sofist.Org olarak Türkiye’nin son dönemlerde yatıp kalkığı krokilerin bir derlemesini araştırdık.</p>
<p>İşte Türkiye&#8217;nin krokilerle imtihanı…</p>
<p>- Bülent Arınç&#8217;a suikast iddiası haberlerinin baş misafiri krokilerdi. İddialara göre; TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in de evinin krokisi yapılan aramalarda ortaya çıkmıştı.</p>
<p>- Ergenekon Davası tutuklusu E. Tuğgeneral Levent Ersöz`ün evinden, Hilmi Özkök de dahil 2 bin kişinin telefon kaydı ve 2 &#8220;mühimmat&#8221; krokisi çıktığı iddia edildi.</p>
<p>- 2 Ekim 2007&#8242;de İzmir Şirinyer&#8217;de 1 kişinin ölümü, 11 kişinin de yaralandığı bombalı saldırının plan ve krokileri, Ergenekon&#8217;dan tutuklu Hayati Özcan çıktığı yazıldı.</p>
<p>- Gaziantep&#8217;te tutuklanan ve El Kaide&#8217;nin &#8220;iki numaralı ismi&#8221; olduğu öne sürülen Hikmet A&#8217;nın, özel ajandasında ABD&#8217;nin İncirlik Üssü&#8217;nün havadan çekilmiş görüntüleri çıktı.</p>
<p>- Yasadışı Hizbut-Tahrir örgütü militanlarından M.H.E&#8217;nin evinde yapılan aramalarda İzmir&#8217;in Selçuk İlçesinde bulunan Meryem Ana Evi&#8217;nin krokisi bulundu. Son derece kapsamlı hazırlandığı iddia edilen krokide her detaya yer verildiği görüldü.</p>
<p>- Ergenekon Davası çerçevesinde yapılan aramalarda Yarbay Mustafa Dönmez&#8217;in evindeki ajandada çok sayıda harita ve krokinin bulunduğu iddia edildi. Ve hatta yine ajanda da Başbakan Erdoğan&#8217;ın Ankara&#8217;daki evinin uydudan çekilmiş haritalarının olduğu, yazıldı.</p>
<p>- Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz&#8217;e kazıların &#8220;yanlış yerde yapıldığı&#8221; uyarısı geldi ve sözde ölüm kuyuları ortaya çıktı.</p>
<p>- Susurluk hükümlüsü ve Ergenekon Soruşturması tutuklusu Özel Harekat Dairesi Eski Başkanvekili İbrahim Şahin&#8217;in evinde bulunduğu belirtilen krokiler sonucu yapılan kazılarla silah, bomba ve mühimmata ulaşıldı. Şahin&#8217;in evinde ayrıca önemli alışveriş merkezlerine ait krokilerin de bulunduğu yazıldı.</p>
<p>- Ergenekon Davası kapsamında İşçi Partisi&#8217;nde yapılan aramada yine karşımıza krokiler çıktı. İddialara göre; söz konusu kroki Yargıtay binasına aitti.</p>
<p>- Atabeyler Operasyonu 2006 yılında gerçekleştirildi. Polisin yaptığı operasyonda bir ajandanın içinde Başbakan&#8217;ın oturduğu sokağın krokisinin çıktığı söylendi.</p>
<p>- Yine 2006 yılında yapılan Sauna Operasyonu&#8217;nda Ankara Etimesgut&#8217;taki askeri bölgelere ait olduğu söylenen krokiler ele geçirildi. Bununla birlikte birçok alışveriş merkezinin de krokisinin ele geçirildiği gündeme geldi.</p>
<p>- Şemdinli&#8217;de Umut Kitabevi’nin 2005 yılında bombalanması olayında da yine &#8220;krokiler&#8221; gündeme geldi. İddialara göre; bir jandarma aracında olayla ilgili krokiler ele geçirildiği iddia edildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/bana-krokini-goster-sana-sucunu-soyleyeyim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yahoo&#8217;nun Deniz Feneri&#8217;ne Olan İlgisi</title>
		<link>http://bilig.org/yahoonun-deniz-fenerine-olan-ilgisi.html</link>
		<comments>http://bilig.org/yahoonun-deniz-fenerine-olan-ilgisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 22:23:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mehmet Önder</dc:creator>
				<category><![CDATA[Zamanın Ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[deniz feneri]]></category>
		<category><![CDATA[ntvmsnbc]]></category>
		<category><![CDATA[ntvmsnbc.com]]></category>
		<category><![CDATA[yahoo]]></category>
		<category><![CDATA[yahoo türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Yahoo'nun Deniz Feneri'ne Olan İlgisi]]></category>
		<category><![CDATA[yahoo.com]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilig.org/?p=1610</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en önemli web sitelerinden Yahoo’nun Türkiye sayfası, anasayfasında Türkiye’de yaşanan haberlere “Güncel haberler” başlığı ile yer veriyor. Buradaki başlıklara tıklayanlar, Türk haber sitelerindeki ilgili habere yönlendiriliyor. İşte hergün güncellenen sitenin ana sayfasındaki bir haber, ilginç bir şekilde tam 10 aydır güncelliğini yitirmiyor! Haberin başlığı; Deniz Feneri Derneği&#8217;nden CHP&#8217;ye Dava.
İşte Yahoo Türkiye’nin anasayfasında yer verdiği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bilig.org/yahoonun-deniz-fenerine-olan-ilgisi.html/yahoo" rel="attachment wp-att-1614"><img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/yahoo.jpg" alt="" title="yahoo" width="150" height="150" class="alignleft size-full wp-image-1614" /></a>Dünyanın en önemli web sitelerinden Yahoo’nun Türkiye sayfası, anasayfasında Türkiye’de yaşanan haberlere “Güncel haberler” başlığı ile yer veriyor. Buradaki başlıklara tıklayanlar, Türk haber sitelerindeki ilgili habere yönlendiriliyor. İşte hergün güncellenen sitenin ana sayfasındaki bir haber, ilginç bir şekilde tam 10 aydır güncelliğini yitirmiyor! Haberin başlığı; Deniz Feneri Derneği&#8217;nden CHP&#8217;ye Dava.</p>
<p>İşte Yahoo Türkiye’nin anasayfasında yer verdiği ve 23 Şubat 2009 tarihinde ntvmsnbc.com&#8217;da yayınlanan o haber:</p>
<p>“Türkiye’deki Deniz Feneri Derneği Almanya’da yöneticileri ceza alan Deniz Feneri e. v. derneğiyle hukuki bağları olmadığı halde kendilerini yolsuzlukla itham ettiği gerekçesiyle CHP’ye dava açtı.</p>
<p>Dernek bu iddiaların önüne geçilmesi izin tedbir kararı verilmesini talep etti.”</p>
<p>Şimdi, Yahoo&#8217;nun NTVMSNBC sitesi köprüsü ile verdiği bu bayat haberin 23 Şubat 2009 tarihinden bugüne neden değiştirilmediği merak konusu.</p>
<p><a href="http://bilig.org/wp-content/uploads/yahoo_deniz_feneri1.jpg"><img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/yahoo_deniz_feneri1.jpg" alt="" title="yahoo_deniz_feneri1" width="639" height="200" class="alignnone size-full wp-image-1612" /></a><br />
<a href="http://bilig.org/wp-content/uploads/yahoo_deniz_feneri2.jpg"><br />
<img src="http://bilig.org/wp-content/uploads/yahoo_deniz_feneri2.jpg" alt="" title="yahoo_deniz_feneri2" width="639" height="200" class="alignnone size-full wp-image-1613" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilig.org/yahoonun-deniz-fenerine-olan-ilgisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
